Hiç Bir Şey Çöp Değildir

Merhaba;

Madem ki bu köşede para kazanmak konusundaki fikirlerden ve kendi deneyimlerimizden bahsediliyor; ben de size işe yaramaz ve eski püskü gibi görünen eşyalardan nasıl para kazanılacağını anlatacağım.

Aslında herkesin bir yerlerde atılmış kalmış ve unutulmuş eşyaları vardır değil mi? İşte bu eşyalardan bahsediyorum. Hatta bunlara “eşya” olarak görmediğimiz, bazen “çöp” diye kenara koyduğumuz şeyleri de dahil edelim. Örneğin kitaplarımızı, dergilerimizi, karton kutuları, kağıtları, zarfları, o zarfların üzerindeki pulları, zarf içindeki kartpostalları çöpe atmak yerine evin bodrumunda biriktirmek suretiyle; hem doğaya zarar vermediğimiz gibi, azımsanmayacak kadar da ek bir gelir elde edebiliriz.

İşe yaramaz eşya yoktur ve hiç bir şey çöp değildir. Mesela 20 yıllık bir buzdolabınız mı var? Pancar motoru gibi gürültüyle mi çalışıyor? Biri öylece alıp o şekliyle kullanılabileceği gibi, o buzdolabının bir parçasını yedek parça olarak kullanmak üzere sizden alabilir ve siz de böylece hiç düşünmediğiniz bir gelir elde edersiniz.

Eski kıyafetlerinizi -çok yırtık ve aşırı yıpranmış değillerse ve hala kullanılabilir durumdalarsa- satmayı deneyin. Nasıl mı? İkinci el eşyaların satıldığı pek çok site var. İnternette kısa bir arama yaparsanız eski eşyalarınızı satabileceğiniz bir çok site bulabilirsiniz. Mesela öğrencisiniz; elinizde hiç kullanılmamış kitaplar var. Önce onları ayırın. Sonra uygun fiyatlarla listeleyip satışa çıkarın. Paranız bu şekilde size bumerang gibi geri gelecektir. Bazısının çöpü diğerinin hazinesidir derler. Kullanmadığınız her şey başka birisi için çok değerli olabilir.

Mesela takılar, elektronik aletler, o aletlerin parçaları, mobilyalar, tablolar, çatal-kaşık, çanak-çömlek, motosikletler, hatta otomobiller. Her şeyin ikinci eli var. Sakın hiç bir şeyi çöpe atmayın. Şu an etrafınıza bakın ve sizin kullanmadığınız ama başkasının işine yarayabilecek neler varsa detaylıca inceleyin. Bunların bir listesini yapın. Birer fotoğraflarını çekip ikinci el ürünlerin satışının yapıldığı sitelere yükleyin. Hem onlardan kurtulun, hem birilerinin işine yarasın, hem de siz gelir elde edebilin.

Ben uğraşamam ben yapamam demeyin. Örneğin ben müstakil bir evde yaşıyordum. Bulunduğumuz evimiz yeni bir bina yapılmak için yıkılacaktı. Bahçesinde ağaçlar vardı. Yeni yapılacak ev eskisinden büyük olacağı için ağaçlar kesilecek bina buralara yapılacak diye duyduğumda aklıma hemen bir plan geldi: Bir anda ben bunları kestiririm çuvallara koyarım yakacak olarak satarım diye düşündüm. 30-35 tane ağaç kesilecekti. Kesecek aleti olan birini buldum. Sadece 30TL verdim. O da ağaçları küçük küçük kesip düzenli parçalara ayırdı. Bunları çuvallara doldurdum ve yaklaşık 250-300 çuval odun oldu. Çuvalların tanesini 5-10TL arasında sattım. 30TL yatırım neredeyse 3.000TL gelir getirmişti.

Ardından evdeki benim işime yaramayan ama ticari değerleri olduğunu tahmin ettiğim malzemeleri internet üzerinden satışa çıkardım. Bulunduğum şehirden insanlar bana ulaştı. Onlara sattım. Bunlar pencereler, kapılar, kornişler, korkuluklar, demirler, perde rayları, eski güneş enerjisi panelleri, antenler gibi çeşitli eşyalardı. Yani bunlar belki eskiydi, ama hala senelerce kullanabilirdi. Bunları satarak işine yarayacak kişilere uygun fiyatlarla ulaştırdım ve onları mutlu ettim. Öte yandan da kendime ek gelir yarattım. Dedim ya çevrenize iyi bakın. Gözlem gücü bu işin başlangıç noktası. Kullanılabilecek şeyleri satın; kullanılamayacak şeylerinse içlerindeki parçaları satın. Satılabilecek ne varsa değerlendirin ve ek gelir elde edin. Hiç bir şey çöp değildir.

(E. Kaya)

Sokak Müziği Yaparak Türkiye’yi Gezmek

İçimdeki gezgin ruhu fark edişim lise yıllarıma dayanır. Gezmek istiyorum, istiyorum ama param yok. Tek amacım gezerken karnımı doyurabilecek kadar para kazanmak. İnternetten blogları forumları inceleyip acaba ne yapabilirim diye kafa patlatırken, neden müzik yapmıyorum dedim. Gitar çalıyorum ama hani ancak kendime kadar desem doğru olur. Yani kendi kendime bir şeyler tıngırdatabiliyorum, hatta güzel tınılar da yakalamıyorum değil, dinleyen de seviyor mudur bilmem ama bana hoş gelen müzikler yapabiliyorum; ama repertuarım yok. Telefondan akor bulup çalıyorum. Akor siteleri var; mesela Hotel California’yı çalacaksınız; akorlarını yazıyor; akorların hangi notalara denk geldiğini de bulunca gayet dinlenesi bir şeyler çıkıyor ortaya. Ama iş bir şarkıyla olmaz tabii ki; belli bir ön çalışma gerekiyor. Yörelere has ve popüler olan birkaç şarkı hazırlayıp ezberledim. Yola çıkmanın vakti geldi gelmesine ama ne çadır ne tulum ne mat hiçbiri yok. 1 ay boyunca sabit bir yerde gitar çalıp şarkı söyledim, artık esnaf benden bıkma eşiğine gelmeden (belki de gelmiştir de söylememişlerdir o ayrı konu) ihtiyaçlarımı kısmen toplamayı başardım. Kamp malzemelerini böylece aldım, ama ulaşımı da parayla yapamazdım; otostop fikri yardıma yetişti. Bu arada planlama da çok önemliydi; ilk otostopumu mutlaka gezip para kazanabileceğim bir yere yapmalıydım. Bu şartlar altında Avşa Adası’na vardım ve sokakta çalma planımı devreye soktum. Evet, işledi. Tabii ki bu ilk gittiğim yerde umduğumdan çok para kazanınca özgüvenim beni bundan böyle esir tutma diye haykırdı. O gündür bu gündür yollardayım dostlar.

(U. Özdemir)

Ekmeğinizi “Taştan” Çıkarın

Üniversite öğrencisi olmak, özellikle harçlık bittiğinde, insana müthiş bir yaratıcılık veriyor. Her fikir tutmuyor elbette, ama tutanlar da tadından yenmiyor. Bununla alakalı güzel bir anım var.

Taşları bilirsiniz, bildiğimiz taş, kumsalda – yolda – sağda – solda gördüğümüz taşlar. Güzel şekilli olanlarını anlamsızca alıp cebime atmak ve eve getirmek gibi bir huyum vardır. Çok değil yarım dönem önce evde temizlik yaparken hem harçlık konusunu düşünüyor hem de odamda birikmiş bu kadar çöpü artık atmam gerektiği hakkında kendi kendime söyleniyordum.

Tutacağını düşünmemiştim ama sırf hobi olsun diye değerlendireyim dedim. Taşları birbirine silikonlayıp arasına bakır telden tutaçlar yapıp altın rengi sprey boyayla boyayarak bir not tutucu oluşturdum. Çok sevimli görünüyordu. Evime gelen bir arkadaşım onun için de bir tane yapmamı rica etti. Ve olay arkadaşların arkadaşlarına yayılarak tutmaya başladı. Ben de kalktım bu yaptıklarımı 5 liradan satmaya başladım. Yani parayı aslında yoktan var ettim. Bu işin bana tek maliyeti ayda bir kutu sprey boya almak oldu. Şimdi hala bu işe devam ediyorum; hem para kazanıyorum hem de boş vakitlerimi değerlendiriyorum.

Olayı biraz geliştirdim tabii. Kıyafetlerin askı yerlerine konan kurdelaları ataş ve boncuklarla süsleyerek kolye ve bileklikler de yapmaya başladım. Aynı zamanda kullanılmayan temiz poşetleri kasnakla örüp sepet yapıyor, onları da boyayıp süsleyerek satıyorum. Yani birinci ürün satınca yanına ikinci üçüncü dördüncü ürünü de koymak, gelir optimizasyonu açısından önemli.

Kısacası biraz yaratıcı olursak hem boş vakitlerimizi güzel bir şekilde değerlendirebileceğimizi, hem de gelir elde edebileceğimizi düşünüyorum. Ekmeğimi de gerçekten “taştan” çıkarıyorum.

(Y.K.)

Çevrenizdekilerin İkinci El Eşyalarını Satın

Merhaba;

Benim hikayem bir şehirde yüksek lisans yaparken evlenip başka bir şehre taşınmamla başladı. Hayatımda neredeyse bakkaldaki çalışan dışında kimseye karşı “para” kelimesini cümle içerisinde kullanmamıştım bile. Ticaret, hayatta başarılı olamayacağım tek şey zanneder ve paradan da korkardım üstelik.

Hayatımda hiç boş durmamış, devamlı ya okulumla ya da hobilerimle meşgul olmuş bir insan olarak da, o yaşıma kadar hiç bulunmadığım bir şehirde ne yapacağımı bilememek beni inanılmaz bir boşluğa sürüklemişti. Bir ikincisi de o güne kadar kendi imkanlarımla geçinmiş olmam, işsizliğin psikolojik yükünü çok fazla artırmıştı.

Bir gün ne yapayım ne edeyim diye düşünürken aklıma kullanmadığım kıyafetlerim geldi. Hem iyi bir başlangıç olabilirdi hem de maliyetsiz bir deneme yanılma olacaktı. Satmayı denedim, güzel de sonuçlar elde ettim. Baktım yapabiliyorum bu işi, evdeki gereksiz beyaz eşyalara, mobilyalara yöneldim. Satışlarımı gören çevremdekilerden “benimkileri de sat” talepleri gelince, üzerlerine ufak miktarda kar koyarak onların kullanmadıkları eşyaları da satmaya başladım. Bu süreçte ikinci el beyaz eşyalara, mobilyalara kadar bir çok şey sattım.

Aradan 6 ay geçtikten sonra bu sefer bir başka şehre atamam gerçekleşti. Süreç boyunca ne alabilirim, ne satabilirim, insanlar neleri nerelerden kaça alıp kimlere kaça satıyorlar hep bunlara bakıyordum. Kendi çapımda bir pazar araştırması, fizibilite çalışması yapıyordum. Dolayısıyla bir miktar ticaret algım da oluşmaya başladı artık. Bu arada düşündüm, taşındım. Bilgisayar konusunda iyiyim, internet alışverişleri, sosyal medya ve aynı zamanda teknoloji ile çok yakından ilgiliyim. Bunu neden nakde çeviremeyeyim?

Ülkemizde herkes teknolojiyi kullansa da, nüfusa oranla çok az bir yüzde kullandığı teknolojiye hakim. Dolayısıyla insanların yapamadığı bir şeyi siz aracı olarak yapıp, hem alacağı ürünü daha ucuza sizden almasını sağlayabilir, hem de bundan ciddi bir kar elde edebilirsiniz. -Evet, zaten buna da ticaret diyoruz :)

Giymediğim ikinci el kıyafetlerimle başlayıp, kullanmadığım eşyalarla ve kendi iğneleme keçe tekniğiyle yaptığım bazı ürünlerin satışıyla devam eden yolculuğum bir Çin sitesinden ürün getirtmek suretiyle kullanmaya karar vermemle de farklı bir boyuta taşındı.

Artık tek yaptığım beğendiğim bir ürünü alıp kullanmak ve insanların dikkatini çekmesini beklemek oluyor. Ben arz etmeden onlar taleple geliyor ve fiyatlarını duyunca da zaten karşı koyamıyorlar. Üzerine bir de ekstradan sizin de bildiğiniz satış sitelerine yükleme yapıyorum. Artık yalnız bu işten, neredeyse hiç bir şey yapmadan 600-700 TL gibi bir ek kazanç elde ediyorum ki bu da benim için bir aylık ev kirası demek.

Daha fazla uzatmayayım. Buradan size tavsiyem ne yapın edin internetin nimetlerini değerlendirip boş zamanlarınızda online alışveriş nasıl yapılır, bir ürünü nasıl daha ucuza alabilirsiniz, ürünler arası kıyaslamaları en doğru şekilde nereden ve nasıl yapabilirsiniz bunları mutlaka araştırın.

Herkese bol kazançlar.

(Melek Ç.)

Siz hiç evde bağırma provası yaptınız mı?

İlk paramı on yaşında kazandım. Yazları boş boş oturuyordum ve canım çok sıkılıyordu. Yeni taşındığımız bir ilçe, yeni insanlar, yeni bir hayat. Haliyle ailem de çekiniyordu beni yalnız başıma dışarı bırakmaya. Derken ilk hafta evimizin çok yakınında bir pazar olduğunu gördüm. Annemle gittim gezdim hemen tabii. Etrafı gözetliyorum, insanları izliyorum. Derken yazımı değiştirecek o sesi duydum “Buz gibi soğuk suyu”. Ne hikmetse susadım birden. Su istedim annemden. Aldı, içerken düşünmeye başlamıştım bile. Acaba bu işi ben de yapabilir miydim? Annem ne derdi? Eve vardığımda hemen anneme açtım konuyu. Kırmadı sağ olsun. Olur dedi, haftaya sen de sat. İçim içime sığmadı o an.

Hemen gittik bir termos aldık. Mahallemizdeki bakkal ucuz satardı şişe suyunu. Ondan suları aldım buzdolabına doldurdum. Taslara da su doldurup buzluğa koydum. Bekliyorum ki bir daha pazar olsun, ben de gidip su satayım. Nasıl satarım diyorum, evde bağırma provası yapıyorum. Derken pazar geldi çattı. Artık başlayacağım işe. Evden çıkıyorum. Yürümeye başlıyorum. Kafamda en sevdiğim şapkam, üstümde en güzel tişörtüm. Temiz çocuk olduğumu anlasınlar, daha kolay alırlar belki diyorum. Pazara girdiğim anda başlıyorum bağırmaya “soğuk suu”. Hemen bir abla çıkıyor oradan. İki su satıyorum. Sermayem 20 lira. 25 kuruşa alıp 50 kuruşa satıyorum. İnanılmaz sevinçliyim. Para kazanıyorum. Daha bir şevkle başlıyorum işe. Üç beş derken bitiyor sularım. Uçar gibi dönüyorum mahalleye. Termosun içine alıyorum yine şişe şişe suları, koşuyorum pazara. Daha bir bağırıyorum. Daha bir seviniyorum.

Bir pazarcı görüyorum. Çok seviyor beni. Gel yanımda sat diyor. Tezgahı tam köşe. Tamam geldim diyorum koyuyorum önüne. Bütün paramla aldığım su tekrar yarıya düşüyor. Abi dönüyor, gel arada bana da yardım et, gündelik veririm diyor. Tamam diyorum, ekstra para gelecek. Hem ona yardım ediyorum, hem su satıyorum, hem müşteriden bahşiş, hem gündelik. Hayat inanılmaz güzel bana. Dondurma yerim diyorum bol bol. Akşam oluyor cebimde bir sürü para. Allah’ım diyorum hepsi benim mi? Tamam diyorum ben artık gideyim, merak ederler. Pazarcılar bir daha gel diyerek yolluyor beni. O gün cebimde 5 kat parayla dönüyorum eve. Ama bambaşka bir çocuk olarak.

Tek şey bir işi mutlu olarak ve isteyerek yapmak. Gerisi hiç mühim değil. Siz yola çıkın, o yol kendi kendine açılıyor.

(Anıl Y.)

Kullanmadığınız Eşyalarınızı Nakite Çevirin

Eğer siz de benim gibi bir gün işe yarar diye kullanmadığınız eski eşyalarınızı evin bir yerlerinde saklıyorsanız ve üst üste bir yere yığıp daha sonra onları nereye koyduğunuzu bile unutuyorsanız, durun, artık böyle yapmayın. O şeyler hiç bir zaman lazım olmuyor, satın gitsin!

Ben evde kullanmadığım, kilerimde duran eski PC, monitör, yazıcı, HDMI/VGA kablo, ekstra depolama için köşede duran hard disklerimi internet üzerinden satarak hem evimde daha fazla yer açmış oldum, sağda solda duran kutulardan fazlalıklardan kurtuldum, hem de yeni almak istediğim ürünler için bir miktar ekstra kaynak sağlamış oldum.

Yapılması gereken ise çok basit: İkinci el eşyaların satıldığı pek çok site veya uygulama var. Arama motoruna yazarsanız ilk çıkan birkaç tanesi işinizi görecektir. Bunlar sayesinde fotoğraf ve bilgilerini ekleyerek ilan açmak gerçekten de pratik. Dakikalar içinde fotoğrafını çekip siteye ekleyebiliyorsunuz.

Ben bu yöntemle yaklaşık 2 hafta içerisinde elimde bulunan tüm eski elektronik ürünleri keyifle baş-göz etmeyi başardım. Ama daha da önemlisi; sonuçta bize lazım olmayan ürünler mutlaka birilerinin ihtiyacıdır. Yani hem evi temizledim, hem ekstra para kazandım, hem de alan kişiler de uygun fiyata ihtiyaçları olan ürünleri bulmuş oldular. Herkes mutlu.

B.D.

Takmadığınız takıyı satın

10 yaşlarındaydım ve hava güzel olduğunda arkadaşlarla hep bizim bahçede oynardık. Bir gün boynumdaki kolyeyi komşumuzun kızı gördü ve bunu benden satın almak istediğini çünkü çok beğendiğini söyledi. Ben de kolyemi ona hediye ettim. Bu durum aklıma güzel bir fikir getirdi: Ticaret! O zamanlar küçük yaştaydım. Tabii ki yeni mallar alıp bir tezgah veya dükkan açamazdım; fakat kendi kullanmadığım eşyalarımı satabilirdim. Eve girip odamdaki tüm çekmecelerimi açtım ve neyim var neyim yoksa ortaya serdim. Sonra içlerinden takmadıklarımı bir çantaya koyarak dışarı çıktım ve kendi arkadaşlarıma ucuz rakamlarla sattım. Ne de olsa ikinci el ürünlerdi. Bir çırpıda tüm satmayı düşündüğüm takılarımı satmıştım. O anda bu çok şaşırtıcı bir durum olarak geldi bana. Bu kadar satabileceğimi beklemiyordum çünkü. Bu benim ilk tecrübemdi. Çocuklukta muhteşem bir özgüven ve cesaret oluyor.

(Elif S.)

Bisikletimi kiraladım

Küçüğüz o zamanlar,

Daha henüz ilkokul yılları;
Karne hediyesi olarak ailem bisiklet hediye etti.
Yaz aylarının başı, çok eğlenceliydi,
Bisiklet ile gezmeler tozmalar.
Sonra bende bir anda bir fikir uyandı; acaba, acaba?
Bisikleti çocuklara kiralamak…
Olabilir miydi?
Deneyelim bakalım dedim aklımdan.
5 dakikası şu kadar,
10 dakikası bu kadar.
Tuttu bu iş bizim mahallede.
O yaz epeyce harçlık biriktirdim.
Önemli olan fikir, mekan, zaman.

(Kubilay U.)