Kullanmadığınız Eşyalarınızı Nakite Çevirin

Eğer siz de benim gibi bir gün işe yarar diye kullanmadığınız eski eşyalarınızı evin bir yerlerinde saklıyorsanız ve üst üste bir yere yığıp daha sonra onları nereye koyduğunuzu bile unutuyorsanız, durun, artık böyle yapmayın. O şeyler hiç bir zaman lazım olmuyor, satın gitsin!

Ben evde kullanmadığım, kilerimde duran eski PC, monitör, yazıcı, HDMI/VGA kablo, ekstra depolama için köşede duran hard disklerimi internet üzerinden satarak hem evimde daha fazla yer açmış oldum, sağda solda duran kutulardan fazlalıklardan kurtuldum, hem de yeni almak istediğim ürünler için bir miktar ekstra kaynak sağlamış oldum.

Yapılması gereken ise çok basit: İkinci el eşyaların satıldığı pek çok site veya uygulama var. Arama motoruna yazarsanız ilk çıkan birkaç tanesi işinizi görecektir. Bunlar sayesinde fotoğraf ve bilgilerini ekleyerek ilan açmak gerçekten de pratik. Dakikalar içinde fotoğrafını çekip siteye ekleyebiliyorsunuz.

Ben bu yöntemle yaklaşık 2 hafta içerisinde elimde bulunan tüm eski elektronik ürünleri keyifle baş-göz etmeyi başardım. Ama daha da önemlisi; sonuçta bize lazım olmayan ürünler mutlaka birilerinin ihtiyacıdır. Yani hem evi temizledim, hem ekstra para kazandım, hem de alan kişiler de uygun fiyata ihtiyaçları olan ürünleri bulmuş oldular. Herkes mutlu.

B.D.

Takmadığınız takıyı satın

10 yaşlarındaydım ve hava güzel olduğunda arkadaşlarla hep bizim bahçede oynardık. Bir gün boynumdaki kolyeyi komşumuzun kızı gördü ve bunu benden satın almak istediğini çünkü çok beğendiğini söyledi. Ben de kolyemi ona hediye ettim. Bu durum aklıma güzel bir fikir getirdi: Ticaret! O zamanlar küçük yaştaydım. Tabii ki yeni mallar alıp bir tezgah veya dükkan açamazdım; fakat kendi kullanmadığım eşyalarımı satabilirdim. Eve girip odamdaki tüm çekmecelerimi açtım ve neyim var neyim yoksa ortaya serdim. Sonra içlerinden takmadıklarımı bir çantaya koyarak dışarı çıktım ve kendi arkadaşlarıma ucuz rakamlarla sattım. Ne de olsa ikinci el ürünlerdi. Bir çırpıda tüm satmayı düşündüğüm takılarımı satmıştım. O anda bu çok şaşırtıcı bir durum olarak geldi bana. Bu kadar satabileceğimi beklemiyordum çünkü. Bu benim ilk tecrübemdi. Çocuklukta muhteşem bir özgüven ve cesaret oluyor.

(Elif S.)

Siz hiç evde bağırma provası yaptınız mı?

İlk paramı on yaşında kazandım. Yazları boş boş oturuyordum ve canım çok sıkılıyordu. Yeni taşındığımız bir ilçe, yeni insanlar, yeni bir hayat. Haliyle ailem de çekiniyordu beni yalnız başıma dışarı bırakmaya. Derken ilk hafta evimizin çok yakınında bir pazar olduğunu gördüm. Annemle gittim gezdim hemen tabii. Etrafı gözetliyorum, insanları izliyorum. Derken yazımı değiştirecek o sesi duydum “Buz gibi soğuk suyu”. Ne hikmetse susadım birden. Su istedim annemden. Aldı, içerken düşünmeye başlamıştım bile. Acaba bu işi ben de yapabilir miydim? Annem ne derdi? Eve vardığımda hemen anneme açtım konuyu. Kırmadı sağ olsun. Olur dedi, haftaya sen de sat. İçim içime sığmadı o an.

Hemen gittik bir termos aldık. Mahallemizdeki bakkal ucuz satardı şişe suyunu. Ondan suları aldım buzdolabına doldurdum. Taslara da su doldurup buzluğa koydum. Bekliyorum ki bir daha pazar olsun, ben de gidip su satayım. Nasıl satarım diyorum, evde bağırma provası yapıyorum. Derken pazar geldi çattı. Artık başlayacağım işe. Evden çıkıyorum. Yürümeye başlıyorum. Kafamda en sevdiğim şapkam, üstümde en güzel tişörtüm. Temiz çocuk olduğumu anlasınlar, daha kolay alırlar belki diyorum. Pazara girdiğim anda başlıyorum bağırmaya “soğuk suu”. Hemen bir abla çıkıyor oradan. İki su satıyorum. Sermayem 20 lira. 25 kuruşa alıp 50 kuruşa satıyorum. İnanılmaz sevinçliyim. Para kazanıyorum. Daha bir şevkle başlıyorum işe. Üç beş derken bitiyor sularım. Uçar gibi dönüyorum mahalleye. Termosun içine alıyorum yine şişe şişe suları, koşuyorum pazara. Daha bir bağırıyorum. Daha bir seviniyorum.

Bir pazarcı görüyorum. Çok seviyor beni. Gel yanımda sat diyor. Tezgahı tam köşe. Tamam geldim diyorum koyuyorum önüne. Bütün paramla aldığım su tekrar yarıya düşüyor. Abi dönüyor, gel arada bana da yardım et, gündelik veririm diyor. Tamam diyorum, ekstra para gelecek. Hem ona yardım ediyorum, hem su satıyorum, hem müşteriden bahşiş, hem gündelik. Hayat inanılmaz güzel bana. Dondurma yerim diyorum bol bol. Akşam oluyor cebimde bir sürü para. Allah’ım diyorum hepsi benim mi? Tamam diyorum ben artık gideyim, merak ederler. Pazarcılar bir daha gel diyerek yolluyor beni. O gün cebimde 5 kat parayla dönüyorum eve. Ama bambaşka bir çocuk olarak.

Tek şey bir işi mutlu olarak ve isteyerek yapmak. Gerisi hiç mühim değil. Siz yola çıkın, o yol kendi kendine açılıyor.

(Anıl Y.)

Bisikletimi kiraladım

Küçüğüz o zamanlar,

Daha henüz ilkokul yılları;
Karne hediyesi olarak ailem bisiklet hediye etti.
Yaz aylarının başı, çok eğlenceliydi,
Bisiklet ile gezmeler tozmalar.
Sonra bende bir anda bir fikir uyandı; acaba, acaba?
Bisikleti çocuklara kiralamak…
Olabilir miydi?
Deneyelim bakalım dedim aklımdan.
5 dakikası şu kadar,
10 dakikası bu kadar.
Tuttu bu iş bizim mahallede.
O yaz epeyce harçlık biriktirdim.
Önemli olan fikir, mekan, zaman.

(Kubilay U.)

Steam Üzerinden Para Kazanmak

Oyun oynayarak para kazanılabilir. Bunu bir meslek haline getiren “gamer”lardan veya çeşitli “review” şirketlerinde çalışan insanlardan bahsetmiyorum. Oynadığınız herhangi bir oyunda el emeğinizle ulaştığınız bir eşyayı veya karakteri satabildiğiniz gibi, gezegenimizin en popüler oyun platformu olan Steam üzerinden de para kazanmanız mümkün.

Öncelikle bilmeniz gerekenler;

1) 01.01.2016 tarihi itibariyle Steam üzerinden topluluk pazarına erişebilmeniz için, hesabınızda 5$ ve üzeri geçmiş bir hareket olmalı. (Yapılan bu işlemle ilgili herhangi bir ters ibrazda da bulunmamanız gerekiyor, aksi durumda bu süre ek 60 güne kadar çıkabilmekte.)

2) 5$’lık satın alma işlemini tamamlamanızın ardından 12 gün boyunca beklemeniz gerekiyor. (Steam’in bir güvenlik prosedürü, multi hesaplardan anında satışı engellemek için yapılıyor.)

3) Yukardaki işlemlerden sonra sıra geldi işin can alıcı kısmına. Elbette ki çok zengin olacaksınız demiyorum, fakat cüzi miktarda ücret de almayacaksınız. Mesela CS GO’yu ele alırsak, oyun içerisinde bulunan başarımlarınızın tümünü tamamladığınızda, hesabınızda oyun saatinize göre koleksiyon kartı düşürebilir, ve bu kartları Steam bakiye karşılığında satabilirsiniz. Bu işlemler sadece CS GO ile sınırlı değil tabi ki; topluluk pazarını destekleyen her oyunda bu işlemleri uygulayabilirsiniz. Oyundan oyuna göre değişiklik gösterebilmekle beraber, fiyatlar da düşürülen eşyanın cinsine göre değişebiliyor. Buna ek olarak oyun içerisinde bulunan çeşitli kasaları anahtarlar vasıtasıyla açabilir, “Epic Item” karşılığında oldukça iyi miktarlarda kazançlar elde edebilirsiniz. Örneğin Mor Sütun, M4A1-S veya Karambit cinsine göre çok uçuk fiyatlara satılabilmekte. Üstüne üstlük alıcısı da hemen mevcut! (Rekabetçi Mod’da, efektif hareketlerle düşmanı yere serip, skor kastığınızda şansınızın daha çok artacağını unutmayın). Takas kontratı sayesinde, eşyanızın cinsine göre 10 adet eşyayı 1 eşyayla takas edebilirsiniz; çıkan eşyanın “Epic” durumuna göre de satabilmeniz mümkün.

4)* Bu maddeye yıldız koyma sebebimi şöyle anlatayım: Kinguin, G2A gibi sistemleri duymuşsunuzdur; peki bu sistemler bunca “skin” ve “key”i nereden temin etmektedirler sizce? Cevabı basit: Bünyesinde satış yapan oyunculardan tabi ki. Sizler de hesabınızda yukarıda anlattığım bilgilerle Steam bakiyesi kasıp, hesabınızda biriktirebilirsiniz. Kinguin’de bir pazar açarsınız ve pazar alanına gerekli bilgileri girersiniz. Bir kullanıcı sizden mesela X oyununu almak istedi diyelim. Kendisi satın alma işlemini gerçekleştirdiyse, sizin tek yapmanız gereken hesabınızda bulunan Steam bakiyesiyle Steam üzerinden “gift” yoluyla veya izin verildiği takdirde direkt Key olarak satın alarak kullanıcıya iletmek! Kinguin %3, G2A ise oyuna göre %2,5 ile %3,5 arasında bir kesim ücreti uyguluyor; devede kulak tabi ki :)

Yukarıda anlattıklarımın tümü buzdağının görünen kısmı aslında. Çeşitli forum sitelerinden eşyalarınızı veya karakterinizi elden satabileceğiniz gibi, biraz hayal gücünüzü kullanarak memnuniyet verici kazançlar elde edebilmeniz de gayet mümkün.

(İsmet E.)

Havadan para kazanılır da sudan kazanılmaz mı?

Hazır konu açılmışken ben de şöyle bir para kazanma anımı paylaşmak istiyorum.

Malumlarınız arife günlerinde mezarlıklar ziyaretçi dolup taşar. İşte yine böyle bir arife gününde, tahminen 11 veya 12 yaşlarımda iken, arkadaşımla kalktık ilimizdeki kent mezarlığına gittik. Amacımız hem mezarlıklardaki kalabalığı yerinde görmek hem dağıtılan şeker, bisküvi ve sair şeyleri toplamak gibi çocuksu duygularla gittik mezarlığa. Aradan bir miktar süre geçince aklımızda para kazanma ile ilgili belki de hayatımızın ilk fikir ışığı yandı. Bu fikir, mezarları ziyarete gelenlere özellikle de çeşmeye uzak olan mezarlara gelen ziyaretçilere, mezarlara dökmek üzere suyun temini ve ulaştırılması idi.

Özellikle çeşmeye uzak ve görece yüksek yerlerde yer alan mezar ziyaretçileri tarafından ciddi rağbet görecek bir fikirdi bu. Ancak suyu ne ile taşıyacağımız sorununa bir çözüm bulmak gerekiyordu. Bunu da tatlı dilimiz ve ikna kabiliyetimizle birlikte yanında şişe ve bidon getiren ailelerden temin ettik. Artık para kazanma vaktiydi. Birimiz dışarıda talep toplarken (pazarlama ve dağıtım) diğerimiz çeşme başında su doldurmakla (üretim/tedarik/paketleme) işiyle meşguldü. Para kazanıyor oluşumuz, hayatımızdaki ilk ticari faaliyetimizin başarılı gitmesi ve çocuk aklımızla harçlığımıza göre ciddi oranda daha iyi bir para kazanmış olmamız, bizi fazlasıyla heyecanlandırmış ve mutlu etmişti.

Akşama doğru eve dönerken elimizde para, yüreğimizde mutluluk ve gurur vardı.

(S.U.)

Gazoz Kapağından Para Kazanmak

İstanbul’da üniversite 3. sınıftaydım. Ne yapsam da bir yerlerden para kazansam diye düşünürken bir içecek firmasının şişe kapaklarından çıkan kodlarından 50 tane toplayana 2 adet sinema bileti verdiğini öğrendim. Acaba bu kapakları nereden bulabilirim derken kafamdaki ışık yandı. AVM’lerde yemek katında temizlik yapan abiler ve ablalar!! Hemen bir adet ablayı çektim kenara durumu açıkladım. Ona topladığı kapak başı ücret teklif ettim kabul etti. Kısa süre içinde kapak ve kodlar hazırdı. Ama problemler bitmemişti. Malum içecek firmasının sitesine üye olmak için telefon aktivasyonu gerekiyordu ve 1 kişi en fazla 6 bilet alabiliyordu. Hemen ev arkadaşıma olayı anlattım bana ortak oldu. Birlikte arkadaşlarımız arasından yeni üyeler buluyor ve siteye onları üye yapıyorduk. Daha hızlı çalışabilmek için okuması zor kodları küçük masa lambası yardımıyla arkadaşım bana okuyor ben de siteye seri şekilde giriyordum. Biletler hazırdı.

Bunun üzerine İstanbul’da bileti en pahalı olan sinemaları araştırdık. İlk sıradakini müşterilerinin sosyo-ekonomik durumlarının fazla iyi olmasından dolayı eledik. Hedef kitlemiz ikinci sıradaki AVM’de olduğundan hazırladığımız biletleri burada filme girecek kişilere teklif edip satmaya başladık. Sinema bileti 20 TL, bizim maliyetimiz 2,5 TL idi. 15 TL’den kapıyı açıyorduk karşıdaki kişinin pazarlığına göre gerekirse fiyatı 8-10 TL’ye bile düşüyorduk. Kapakçı abla artık bize yetişememeye başlamıştı.

Bunun üzerine tedarik hızını arttırmak üzere Ankara’da hurdacılık yapan birisiyle tanıştım ve o andan itibaren sınırsız kapağa ulaştım. Hem bu şekilde maliyet çok daha uygun olmaya başladı. Bir ara evde 5.000 civarı kapağımız vardı ve görüntüsü görenleri güldürüyordu.

Maliyet artık 1 TL idi. İzlemeye girmeyecek insanları bile filmleri öve öve sinemaya sokar hale gelmiştik. Her hafta gittiğimiz için düzenli müşterilerimiz de olmuştu. AVM’de olmadığımız zamanlarda telefonla kod gönderiyor ücretini bankadan havale yoluyla tahsil ediyorduk. Kampanyanın son dönemine yetiştiğimiz için bu işi kısa bir süre yapabildik, ama yine de hatırı sayılır miktarda para kazanmıştık. Fakat bence en büyük kazancımız; gün içerisinde yüzlerce kişiyle muhatap olmamızdı ve bu durum özgüven olarak bize çok şey katmıştı. Sonuçta hem benzersiz bir ürün üzerinden şahane bir iş akışı yaratmıştık; hem tanımadığımız kişilerle dakikalarca muhabbet edebilir hale gelmiştik; hem de bu projeyi mükemmel bir kazançla taçlandırmıştık.

(Bahadır G.)

Kredi Kartıyla Altın Fikir

Kredi kartı düzgün kullandığımızda faydalı olan ve bizi cepte fazla nakit taşımaktan kurtaran bir araç. Bilmeden kullanmanın ise felaket demek olduğunu ay sonunda ekstre geldiğinde anlıyorsunuz.

Bendeniz kredi kartı kampanyalarını yakından takip eden biriyim. Hatta itiraf edeyim ki bu işi abartıp bazı kartların “şu kadar harcama yap bu kadar puan kazan” şeklindeki kampanyalarına aldanıp fazla fazla alışveriş yaptıktan sonra ay sonu geldiğinde “vay canına bu kadar mı gelmiş” diyerek şok olanlardanım.

Düşündüm alışverişi nasıl geri nakite çeviririm ve en az zararla kurtarabilirim.

Bir gün kuyumcudan altın alırken kartıma puan yüklendiğini görünce kafamda şimşekler patladı. Evreka anı. Sanırım pek kimsenin bilmediği bir şey keşfetmiştim.

Kart ile alımda kuyumcu üste 3-5 lira koyuyordu ama kartıma da puan geliyordu. Birden kendimi her gün kuyumcudan altın alırken buldum. Hatta hafif yükselmelerde kar bile ediyordum. Ardından başka kuyumculardaki fiyatları da kontrol etmeye başladım. Kısa süre içinde kredi kartı ile en ucuz altın nereden alınır en pahalı olarak nereye satılır öğrenmiştim.

Sonuç olarak aldığım kredi kartı harcaması olan altını aynı fiyattan hatta bir kaç gün bekleterek puan kazanmaya başlamıştım; nakit olarak değil ama puan olarak kazanıyordum; böylece kredi kartı kampanyasına katılıp hem alımda puan kazanmış hem de satarken cebimde nakit paranın sıcaklığını zarar etmeden öğrenmiştim. Evet ay sonu yüklü bir ödeme beni bekliyordu ama cebimde paramın olduğunu bilmek bana güven veriyordu.

Bence bir çıkmaza girdiğimizde, harcamayı kesmek yerine bilinçli harcamalar yapmak bizi kurtarabilir.

(Gökhan D.)