Harcamadan Önce Bir Durup Düşünmek Para Kazandırır

Öğrenci evinde buzdolabım çok eskiydi ama çalışıyordu. Buzdolabı temel bir ihtiyaçtır ve ben bir süre onsuz yaşamayı denediğim zaman onun ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Bir gün buzdolabımın dondurucu kısmı çalışmaya devam etmesine rağmen, ana bölmesi çalışmayı bıraktı. Buzdolabımın içindeki peynir, süt gibi birçok yiyeceğim bozulmaya başlamıştı. Ben bir an panik olup hemen buzdolabı servisini aradım. Bu noktada neden buzdolabı servisini aradığımı, onlardan ne beklediğimi ve onlara vereceğim paranın alacağım hizmete değip değmeyeceğini hiç sorgulamadım. Çünkü temel bir ihtiyacımdı ve düşünmeden servisten bir görevli çağırdım. Servis sadece bir görevli yollamak için 100 lira gibi bir ücret istiyordu, tamir parası hariç. Ben de öğrenci olmama rağmen kabul ettim çünkü gelen kişinin buzdolabını bir anda düzeltebileceğini düşündüm.

Usta geldi, dolaba şöyle kısaca bir baktı ve dondurucu bölümü çalışıyorsa buzlanma yaptığını, diğer ana bölüme hava üflemediğini, bu yüzden fişten çıkarıp buzunun çözülmesi gerektiğini söyledi. Ben ona bilgilendirme için teşekkür ettim ama sadece oraya geldiği için ona 100 lira gibi bir ücret ödemek zorunda kaldım. Bunun üzerine usta parasını alıp gitti. Ben buzdolabını fişten çıkarıp bir gün kadar beklettikten sonra dolap eskisi gibi çalışmaya başladı.

Hepimizin elinin altında internet var ve bu tarz durumlarda paniğe kapılıp ilgili hizmeti almak yerine araştırarak sorunu kendimiz tanımlayıp çözmeye çalışmalıyız. Ben dediğim gibi panik olduğum için bunu yapamadım ve 100 lira zarar ettim diyelim. Ama servisi aramadan önce internetten buzdolaplarının çalışma prensibine baksaydım ya da sorunumu arasaydım ustanın vereceği bilgiyi kendi kendime öğrenmiş ve uygulamış olacaktım. Gerçekten de usta gittikten sonra internete baktığımda birçok insanın aynı sorunu yaşadığını gördüm. Bu yüzden bir harcama yapmadan önce durup düşünmek her zaman fayda sağlar ve çoğu durumda bize para kazandırır.

(Barış A.)

Çocukluğumun Çarkıfeleği

O zamanlar küçüktüm ve para kazanmak istedim. Evde araba tekeri boyunda yuvarlak kesimli bir tahta buldum. Bu güzel tahtayla acaba ne yaparım, nasıl yaparım diye düşünürken aklıma bir fikir geldi.

Tahtayı alıp, keçeli kalemle uçtan uca gelen ve merkezde kesişen 4 çizgi çizdim ve yuvarlağı pasta gibi 8′e böldüm. Ortasına da bir delik deldim. Oldu sana Çarkıfeleğin en amatör şekli.

Bir tür Çarkıfelek yaptığım haberini tüm mahalleye yaydım ve bildiğiniz oyun salonu oldum. “Oyun salonu” dediğim yuvarlak bir tahta ve o tahtanın takılı olduğu bir çubuktan oluşuyordu; ayrıca bir salonu ve adresi de yoktu, ama olsun, bu bildiğiniz oyun salonuydu.

Bahisler 25 yeni kuruştu ve herkes parasını pastanın üzerinden seçtiği bir dilime koyuyordu. Ben paraları topluyor ve Çarkıfeleği döndürüyordum. Böylece “8 kere 25 yeni kuruş” hesabından giderek çarkın her dönüşünde 2 ytl kazanıyordum. Kazanana ise 1 ytl para veriyordum. (Evet, gerçek hayatta da hep oyun salonu kazanır.) Tabii ki kazanamadıkça hırslanan çocuklar bir daha oynuyor, kazananlar ise bir daha kazanmalıyım diye oynuyordu. Böylece durduk yerde orijinal bir ekmek teknem oldu. Herkes birkaç kez kazanıyor ve birkaç kez kaybediyordu. Ben ise her el 1 ytl cebe atıp keyfime bakıyordum. Eğlenceli bir topluluk oluşmuştu çarkın etrafında. Alan memnun veren memnundu, daha ne olsun.

Şu aralar bu aynı işi internette de kurabilir miyim diye araştırmaya başladım. Tabii ki yasaları çok iyi incelemek lazım. Belki bu konsept eğlence sınıfında görülür ve serbesttir, ama belki de parayla oynandığı için yasak olabilir. Her işe başlamadan önce iyi bir araştırma yapmak şart.

(Hasan T.)