Midye Avı = Ek Gelir

Yazın deniz kıyısındaysanız keyifle yapabileceğiniz bir aktivite var. Denize ne zaman gitseniz, bu sayede hem leziz bir akşam yemeği, hem de ek gelir fırsatını yakalayabilirsiniz.

Taktik şu:

Mayıs sonu – Haziran başı gibi, yani tam da bugünlerde olduğu gibi, eğer denize girmeyi ve denize dalmayı seven birisiyseniz dalıp midye çıkarmanızı tavsiye ederim. Çok derine dalmanız gerekmiyor. Kıyıdan çok az uzaklaşarak kimsenin toplamadığı midyeleri iyi bir eldiven yardımıyla 1 metre kadar derinlikte bulup, gayet olmuş olanları toplayıp, poşetimize dolduruyoruz.

Poşet dolduğunda yaklaşık 4-5 kilo midyeniz oluyor.

Bunun 1 kilosu ile 2 kişi mükellef bir ziyafet çekiyoruz.

Geri kalanını ise kilosu 5 Liraya midyeciye yada kıyıdaki internet kafeciye satmak mümkün. Onlar da midye dolma yapıp tanesi 50 Kuruşa veya kilosu 50 Liraya satıyorlar. Kazan-Kazan işi yani, toplayan memnun, pişiren memnun, yiyen zevkten dört köşe.

Benim hesabımla 4-5 Kilo midye bir, bilemedin bir buçuk saatte rahat rahat toplanıyor.

Sonuç olarak 1 saatte 20 Lira nakit + güzel bir akşam yemeği kazanıyorsunuz. Tatil yaparken bir yandan da çalışıp bir fayda üretmiş olmanın zevki de cabası.

Son bir not: Bir süre yüzme ve dalış yaptıktan sonra vücudunuz da kazanıyor; fit bir vücut yazın plajda mutlaka güzel sükse yapıyor.

(B. K.)

90 Kuruşa Sinema

Yakın zaman önce Beşiktaş’a taşındım; bir yandan da Taksim’de haftanın iki günü İspanyolca kursuna devam ediyorum. Otobüslerin Kabataş’a sürekli giderken nedense Beşiktaş’a çok sık kalkmamasından dolayı dolmuşa binmeyi tercih ediyorum. Dolmuş hem daha sık, hem daha hızlı, hem de daha konforlu.

Sosyallik açısından en sevdiğim etkinlik ise sinemaya gitmek, Ancak farkettim ki yol parasına sinema bileti kadar para harcıyorum. Diyeceksiniz nasıl yani?

Beşiktaş-Taksim ve Taksim-Beşiktaş dolmuş hattı 2.25TL, haftanın 2 günü geliş-gidiş olarak 2 günlük toplam maliyeti 2.25TL+2.25TL=4.50TL, diğer gün de 4.50TL, eder 9.00TL

Kurstan akşam 19:00 gibi çıkıyorum. Arkadaşlarla sohbet muhabbet derken dolmuş durağına gelişim 19:30. Trafik kesmekeş! Fark ettim ki çoğu zaman yürüsem herhangi bir araçtan daha hızlı evime varıyorum. Kimi zaman İnönü Stadı’nın çevresini dolanarak Dolmabahçe istikametine gelebilmek trafik yüzünden 30-45 dakika alıyor!

Halbuki, Gümüşsuyu’nun altındaki parktan inip yürüyerek Barbaros Bulvarı’na gelmem taş çatlasın 20 dakikamı alıyor. Üstelik doktorlar günde en az 1000 adımın kalp sağlığı açısından iyi olduğunu da söylemekte.

Böylece iki günde 9.00TL tasarruf etmiş oluyorum. Üzerine de 90 Kuruş ekleyerek sinemaya gidiyorum.

Diyeceksiniz ki, İstanbul’un hemen her yerinde biletler 15TL’den aşağı değil; sen bunu nasıl yapıyorsun? Şöyle: Önce Avantajix’e giriyorum. Sonra sürekli kullandığım ve biletlerin hafta içi 9.90TL olduğu bir fırsat sitesi var. Sadece tasarrufumun üzerine 90 Kuruş harcayarak bilet kodumu alıyorum hafta içi istediğim bir seansa giriyorum. Ha bir de üzerine Avantajixten üste para iadesi alıyorum. Ve hatta ilgili sitede sağlanan indirim kodu sayesinde bu alışverişim daha da ucuza geliyor. O verdiğim 90 Kuruşu da böylece geri almış oluyorum.

Kısacası benim hesabıma göre ben artık hem günlük yürüyüşümü yaparak daha zinde kalıyorum; üste bedavaya sinemeya giderek de haftalık eğlencemden geri kalmıyorum.

Atatürk sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını seviyor.

(Emrah Bayıldıran)

Dağ Kekiği Tohumu

Bir arkadaşım verdi, ben de kırmayıp aldım. Dağ kekiği. Evdeki bir saksıya ektim. Hiç bir beklentim yoktu. Ama iki ay sonra bir baktım kekik yaprakları boy vermiş, evin içi dağlar tepeler yaylalar ovalar gibi kokmuş.

Yani tatile çıkmak için para denkleştirirken tatil kendi kendi kendine bizim eve geldi. Ding dong, ben geldim, kimsin, tatil! Buyur gel seninle bir kekik çayı içelim.

Şimdi saksıdaki kekiğe bakıyorum ve o müthiş koku alıp beni götürüyor. Gözkapaklarımın içinde yemyeşil bir manzara, içinden dereler çağlıyor, kuşlar kelebeklerle dans ediyor. Radyoda Mazhar Fuat Özkan’ın şarkısı artık keyifle tıngırdıyor: “Yaz tatili, paranın katili…”

Sonuç: Tatile çıkmak için binlerce lira biriktirmek ve senede sadece bir haftayı bekleyerek hayatı tüketmek yanlış. İki dakikanızı ayırıp evde bir saksıya kekik ekin, hem tatil eve gelsin, hem de paranız cepte kalsın.

(Salih Yazıcı)

Havada Uçan Kuştan Para Kazanıyorum

Kayseri ilinde yaşıyorum. Nispeten kışı sert geçen bir il olduğu için soğuk havalarda malumunuz kuşlar ısınmak için sıcak binaların çatı aralarını tercih ediyorlar. Buralarda kışı geçirdiklerinden doğal olarak oralara def-i hacet görüyorlar. Biz de bu atıkları toplayıp piyasada iyi paraya ve yok satıyoruz.

Bunun için şöyle yapıyoruz: Hem bir kapalı depomuz var hem de araç ile satışını yapıyoruz. Daha doğrusu ben olaya hiç elimi sürmüyorum. İki tane adamım var. Onları çuval başı çalıştırıyorum. Normalde onlar da bunu ek iş olarak yapıyorlar. Burada Belediye’nin hobi bahçeleri var. Oralara el ilanları astım. Aracılık yapan bir alışveriş sitesinde de mağazam var. 24 saat hizmet veriyoruz. Gübrenin gücünü azaltmak için büyükbaş hayvan gübresi ile karıştıyoruz. O an içimizden kim müsaitse talep edene malı ulaştırıyor. Herkes hizmetimizden memnun.

Gübreyi toplamak için kamu binalarını ve özel binaları tespit ettik. Buralara rutin ziyaretlerde bulunuyoruz. Kamu binalarını temizlemeye gitmeden önce görülen hizmetlere katkı maksadı ile bir tane yazıcı satın alıp gidiyoruz. Onu da ucuza mal etmek için Avantajix aracılığı ile internetten alıyoruz 🙂 Bize bağış dilekçesi imzalatıp demirbaşa kaydediyorlar. Böylece devlete de direkt katkımız oluyor. Apartmanların ise hem temizliğini yapmış oluyoruz, hem de deterjan, çamaşır suyu, paspas ve kürekten oluşan bir seti ücret mukabili bırakıyoruz.

Ha bu arada velinimetimiz olan “işçi”lerimizi de unutmuyoruz. Yani güvercinlerimizi. Onlara ziyaretten sonra temin ettiğimiz kurumuş ekmekleri ıslatıp kap içerisinde bırakıyoruz.

Kısacası bu işten güvercinlerden devlete kadar herkes kazançlı ve mutlu.

(Volkan S.)

Asla aynı anda bir tek markete gitmeyin: İkiye bölünün

Avantajix’in getirdiği “alışveriş yaptıkça para kazanmak” sözü aslında eskilerin “ticarette satarken değil alırken kâr edilir” deyişi gibi. Çünkü para cebinizdeyken kral sizsiniz, o halde o eşsiz anın değerini bilmek lazım.

Mesela paranın harcandığı “o değerli anlar” için benim geliştirdiğim ve sizlerle paylaşmak istediğim 2 fikrim var:

1) Birincisi, asla aynı anda bir tek markete gitmeyin.

Ben A marketine gittiğimde cep telefonumdan da B marketinin online sipariş için geliştirdiği cep telefonu uygulamasını açıyorum.

Fiziksel olarak gittiğim A marketinde alacağım ürünü market arabasına koymadan önce barkodunu cep telefonumdan okutuyorum, A marketinde ucuzsa market arabasına koyuyor, online kontrol ettiğim B marketinde daha ucuz ise “sepete ekle” butonuna basıyorum.

Bu durumda aynı anda 2 markette birden alışveriş yapıyorum; birinde fiziksel olarak, diğerindeyse sanal olarak bulunuyorum.

Bazen öyle kampanyalar oluyor ki “aylık alışveriş yapacağım” diye fiziksel olarak gittiğim marketten küçük bir poşet ile çıkıyorum; ama sanal bağlantıda olduğum diğer marketten %20′lere varan kârla yaptığım alışverişim ise ücretsiz kapıma geliyor.

2) İkincisi, Avantajix’i unutmamanın bir yolunu bulun.

Ben küçük bir Avantajix logosunu stickera basarak kredi kartlarımın üzerine yapıştırdım. Bazen insan en sevdiği kişinin doğum gününü bile unutabiliyor. İşte bu gibi anlarda kredi kartımın üzerindeki sticker yardıma yetişiyor.

Olur da kasaya kadar gidip ödeme için kartı çıkartana kadar Avantajix’i unutursam, kasa sırasından “çok afedersiniz” diyerek hemen çıkıp, Avantajix kontrolü, ve sonrasında ilgili sitenin internet sitesinden alışveriş yaptığım oluyor.

Yani uzaklarda aramayın, kâr çok yakınınızda…

(Barış Doğan)