İlk Kazandığım Para

10 yaşlarındaydım ve hava güzel olduğunda arkadaşlarla hep bizim bahçede oynardık. Bir gün boynumdaki kolyeyi komşumuzun kızı gördü ve bunu benden satın almak istediğini çünkü çok beğendiğini söyledi. Ben de kolyemi ona hediye ettim. Bu durum aklıma güzel bir fikir getirdi: Ticaret! O zamanlar küçük yaştaydım. Tabii ki yeni mallar alıp bir tezgah veya dükkan açamazdım; fakat kendi kullanmadığım eşyalarımı satabilirdim. Eve dönüp odamdaki tüm çekmecelerimi açtım ve neyim var neyim yoksa ortaya serdim. Sonra içlerinden takmadıklarımı bir çantaya koyarak dışarı çıktım ve kendi arkadaşlarıma ucuz rakamlarla sattım. Ne de olsa ikinci el ürünlerdi. Bir çırpıda tüm satmayı düşündüğüm takılarımı satmıştım. O anda bu çok şaşırtıcı bir durum olarak geldi bana. Bu kadar satabileceğimi beklemiyordum çünkü. Bu benim ilk tecrübemdi. Çocuklukta muhteşem bir özgüven ve cesaret oluyor.

(Anıl O.)

Bisiklet İyi Fikir

Son dönemdeki akaryakıt fiyat artışlarından dolayı otomobil kullanmak bütçemde en büyük gider kalemlerinden olmaya başladı. İş yerim ile evim arasındaki mesafe yürünemeyecek kadar uzak araba kullanamayacak kadar kısaydı; bu sebeple alternatif arayışına girdim ve bisiklet almaya karar verdim. Hemen bir bisiklet satıcısına gidip 6 taksitle bir bisiklet aldım. Artık işe bisikletle gidip geliyorum. İşin enteresan tarafı aylık yakıt masrafım çarpı 6 = bisikletin parası. Yani ekonomik olarak bisiklet iyi fikir. Ama bununla da kalmıyor; çevreyi kirletmemek, spor yapmak, ekstra bir bütçe gideri olmadan bisiklet sahibi olmak, ve hazır bisiklet varken iş dışında ulaşımı da bisikletle sağlamak harika.

(İ. Akbay)

Kuş Yetiştirip Para Kazanmak

Yıllardır muhabbet kuşu bakmayı çok seven biriyim. Bir bebek misali kafesin temizliğinden suyuna, yeminden vitaminine ilgilenip, konuşmayı öğretip, evde bir çocuk varmış gibi senelerce muhabbet kuşu besledim. Güzel bir hobi olduğu için de herkesle paylaşıyorum.

Bir gün bir arkadaşıma muhabbet kuşlarıyla alakalı bildiğim tüm incelikleri anlattım. Muhabbet kuşu bakmaya kendisi de niyetlendi. Bir akrabası fanatik Fenerbahçe’li arkadaşıma Cimbom Cimbom diye konuşmayı öğrettiği bir muhabbet hediye etmiş. Bu erkek kuş gerçekten çok sağlıklı hareketli ve şirin bir muhabbet kuşuydu. Arkadaşım yanına bir dişi kuş alalım yavru yaparlar dedi fakat çift kuşlar fazla konuşmaz deyip pek önermemiştim. Bir gün petshopa gidip güzel bir dişi kuş seçtim kendisine. Yavrulama için gerekli büyüklük ve özellikle bir kafes de temin ettik. 3 aylık alışma döneminin ardından dişi kuş yumurta yapmaya başladı. İlk seferki yumurtlama döneminde 6 yumurta yapan çiftimizden 3 adet muhabbet kuşu yumurtadan çıktı ve büyüdü. Hal böyle olunca arkadaşım “bu kadar kuşu ne yapacağız” demeye başladı. Çünkü muhabbet çiftleri 3 ayda bir yumurtlama yavru yapma dönemine girer. Kuşlarımızı alıp petshopa götürdük. Yerli cins ve özenli bakılmış kuşları gören mağaza sahibi kuşları hemen aldı. Tüm masraflarını çıkınca bile arkadaşım kayda değer bir para kazanmış oldu. Ayrıca 7-8 yavru büyüten muhabbet kuşları var. Düzgün bakıp ihtiyacı olan takviyeleri verirseniz tabii ki. Yani hem bu güzel kuşlara bakmak, eğlenmek evin neşesini artırmak ve o küçücük yavruların büyüdüğünü görmek çok keyifli iken, bir de bunun yanında para kazanmak çok iyi oldu.

Şu an muhabbet çiftleri 6 yumurta daha yaptılar ve merakla bekliyoruz kaç tane yavru kuşumuz olacak diye. Bu arada ben de kuşuma güzel bir çift alma niyetindeyim. İnsanın hobisi üzerinden para kazanması muazzam bir zevk.

(S. Kocabıyık)

Kazandığım İlk Para

Tozlu bir bilgisayar kasasından kazandım ilk paramı. Anlatayım; şöyle:

Yıllar önce gençlik zamanlarımda arkadaşlar evlerine gidip bilgisayarda oyun oynarken, ben bilgisayarcıları gezip en uygun parçaları seçmeye ve kendime bir bilgisayar toplamaya çalışıyordum.

İşin güzel yanı neredeyse hiç param yoktu. Neyse biraz süre aldı ama zor bela ilk kasamı topladım, ancak kasa ayrı bir dünya monitör ayrı bir dünya gibiydi. Tabii ki bu tozlu kasa benim için çok özeldi. Öyle ki okulda ders dinlemez parça ve maliyet hesabı yapardım.

Bilgisayarcılara o kadar çok gidip geldim ki artık herkes beni tanımaya başlamıştı. Hatta biraz muhabbetten sonra bazı parçaları ücretsiz bile vermeye başladılar. Kendim uğraşıp biraz da bilgisayarcı abilerden yardım alarak çok şey öğrendim. Yıl 2006 ve bilgisayarın bana maliyeti amele gibi kasayı oraya buraya taşımak hariç 50 TL kadardı.

Hevesimi alamadan kısa bir süre sonra paraya ihtiyacım oldu ve bilgisayarımı satmak zorunda kaldım. O kadar emek verip uğraştığım bilgisayarımı satmak tabii ki çok zor oldu. Zaten çoğu beni tanıyan bilgisayarcıları gezdim ama ya almak istemediler ya da çok az para verdiler.B ir bilgisayarcıya daha gittim özellikleri anlattım; “alırım getir” dedi. 135 TL veririm dedi. Parayı duyunca çok şaşırdım, çünkü maliyetinin çok üstünde bir fiyattı bu. Hemen kabul ettim. Ev uzak biraz geç getirebilirim dedim. “Hadi taksi parasını da vereyim” dedi. Yanlış hatırlamıyorsam 5 TL kadar da taksi için para verdi.

Mevsim kış, hava deli gibi soğuk ama ben taksiye binmedim, para çok değerliydi o zamanlar, yürüdüm eve kadar. O soğukta o bilgisayar kasasını amele gibi taşıdım. Neyse uzun bir süre sonra bilgisayarcıya vardım. Halimden yürüdüğümü ve taksi parasını da cebe attığımı anladı, ama sağ olsun sesini çıkarmadı.

Uzun lafın kısası, o gün sattım canım bilgisayarımı. Yaklaşık 50 TL’ye topladığım bilgisayarı 135 TL artı 5 TL taksi parası toplamda 140 TL’ye satmıştım. Hayatımda ilk kez bir şey satıp kar ediyordum, ama öte yandan da çok emek verdiğim ve çok sevdiğim bir şeyimden vazgeçiyordum. Amaçlarım için emeğimden vazgeçiyordum.

Yıllar geçti daha güzel bilgisayarlar kullandım, daha güzel oyunlar oynadım, ancak hiçbiri o ilk bilgisayarımda oynadığım oyunun tadını vermedi. Hiçbir bilgisayardan o tozlu kasanın hazzını alamadım. Çünkü emek vardı. Ve sanırım emeğin neden değerli olduğunu o gün anlamıştım.

(S. Desdemir)

Ayak numarası 39′dan küçük olanlar %50 kârda

Geçenlerde fark ettim: Ünlü zincir spor ayakkabı üreticisi markaların “genç” kategorisindeki ürünler “yetişkin” kategorisine göre %50 daha ucuz oluyor.
Üstelik ayakkabıda herhangi bir dizayn değişikliği olmuyor, tıpatıp aynısı. Yani sizin veya eşinizin ayak numarası 39′dan ufak ise dikkat edin ve fırsatı kaçırmayın. %50 indirim demek, 1 yerine 2 ayakkabı almak demek.

(G.G.)

Krizde para en ucuz hammadde

Krizi fırsata çevirmek isteyenler krizin ilk vurduğu meta olan “para”nın kendisinden para kazanabilir.

Bir örnekle anlatalım: Venezuela’da bir ekonomik kriz yaşanır. Kriz sonunda Venezuela para birimi olan “Bolivar” %99 değer kaybeder. (Evet bizden de kötüsü var). 100.000 Bolivar 1 Dolar karşılığında satın alınabilmektedir. Richard ismindeki Venezuelalı girişimcinin aklına bir fikir gelir. Piyasadaki ucuz Bolivar banknotlarını alır. Bu banknotlardan çanta ve hediyelik eşya yaparak satar. Her çanta için 1000 adet banknot kullanır. 10 cente mal ettiği çantayı 10-15 dolara satar. Kriz fırsata dönüşmüştür.

(Fatih Elmas)

Etikete bak para kazan

Genelde bir mağazaya gittiğinizde aynı üründen pek çoğu yan yana dizilmiştir ve insanlar sadece rafta yazan büyük etikete bakarlar. Ama bu yanlıştır çünkü her ürünün üzerinde kendi etiketi vardır ve bazen 2 adet tamamen aynı ürünün üzerlerindeki etiketler birbirinden farklı olabilir. Örneğin gittiğiniz mağazada sizin alacağınız üründen rafta 10 tane var. Bu 10 ürünün de etiketine teker teker bakın. Çünkü eğer sizin alacağınız ürünün etiketindeki fiyat, aynı ürünün devamındaki etiketlerden farklı veya daha az ise, elinizdeki ürünü o düşük olan etiket fiyatından alabilirsiniz. Yani mesela kasaya geldiniz ve kasada size söylenen fiyat sizin elinizdeki ürünün etiketinden yüksekse, siz o ürünü elinizdeki düşük olan etiket fiyatından alabilirsiniz. Bu hata mağazanın ürüne yanlış etiket basmasından kaynaklanan bir hatadır ve mağazalar ürünlerini size etikette yazan fiyattan satmak zorundadırlar. Ben 120 liralık pantolonu bu şekilde 60 liraya almıştım.

(Göksu V.)

Kullanmadığını Kullandır (Mesela Otopark Yeri)

Diyelim ki büyük bir apartmanda oturuyorsunuz ve dairenize ait bir park yeriniz var fakat arabanız yok. Bu yeri kiraya vermemeniz için herhangi bir engel bulunmuyor. Hemen sokağınıza park eden araçların birkaç tanesine “kiralık araç yeri” broşürü bırakıyorsunuz ve beklemeye başlıyorsunuz. İş bu kadar basit.

(A.C.)

Takı yapmak hem stres alır hem para kazandırır

Takı üretmek bence iyi bir fikir; hem yaratıcı bir faaliyet; hem insanın stresini alıyor ve dikkatini bir noktaya vermesini sağlıyor; hem de karınca kararınca para kazandırıyor. Ben bunu ilk kez onuncu sınıftayken gittiğim takı tasarım kursunda fark ettim. Amacım ilk başlarda sadece eğlenmekti ama sonradan bu işin çok enteresan olduğunu anladım. Konumuz para kazanmak olduğu için işin sadece para bölümünden bahsetmek gerekirse; ben bir dize boncuğu 8 liraya alıyordum. O bir dize boncuktan 4 tane bileklik çıkıyordu. Tanesini 10 liradan satınca 32 lira kar ediyordum. Bilekliğin ipi ve kapamaları da var tabii ki, ama onlar çok ucuz oluyor, 25 kuruş seviyelerinde diyebiliriz. İpi ise bir kere alınca uzun süre gidiyor. Sonuçta böyle yaparak bir batımda 200 lira kazanmıştım. Takılarımı dedemin açık hava lokantasında sergilemiş ve hızlı bir şekilde satmıştım. İlgilenenlere tavsiye ederim; bu iş hem kafanızı dinlendirir; hem de güzel şeyler ürettiğiniz için size mutluluk verir.

(Sevinçnur A.)

Organik Kervanına Sirkeyle Katılmak Mümkün

Yıllardır kullandığımız bulaşık makinelerindeki tablet ve parlatıcılar hep kimyasal ürünler. Haliyle kalıntıların bulaşıklar üzerinde kalıp insan sağlığını tehdit ettiği aşikar.

Yeni bir tablet fikri ile bu işi kökten çözebiliriz. Tablet içeriği yoğun sirke şeklinde olacak. Bu sayede bulaşıklar hem tertemiz olacak hem de kalıntı bırakmayacak. Fikir hem ucuz, etkili ve organik; hem de bence organik kelimesinin çok revaçta olduğu bu dönemde şahane bir iş fikri.

(T. Teke)

Kötü Kokan Arkadaşlarına Anonim Deodorant Servisi

Profesyonel iş hayatındaki en önemli sorunlardan biri (özellikle açık ofis kültürü olan kurumlarda) kişisel bakım ve temizliğine özen göstermeyen iş arkadaşlarıdır. Bu sorunun hassas ve çözümü zor olmasının nedeni de şudur: Kimse de kolay kolay gidip “canım arkadaşım çok kötü kokuyorsun, bu gayet insani bir durum, ama git deodorant al” diyemez. Bu nedenle de, isteyen herkesin anonim bir şekilde kullanabileceği bir deodorant uygulaması geliştirilmesi lazım. Bu uygulama sayesinde kötü kokan arkadaşlarımıza promosyon boy deodorant, roll-on ve dahi ıslak mendil gönderilebilir. Böylece bizim iş yerimiz daha yaşanılır hale gelirken, bir girişimci de bu işten mutlaka güzel bir başarı elde eder.

(A.C. Alkan)