Saksıda Domates-Salatalık-Patates Yetiştiriciliği

Son günlerde bilindiği üzere ülkemizde domates-salatalık-patates gibi sebzelerin Kg fiyatı yaklaşık 10 liralara ulaştı. Ortalama bir Türk ailesi haftalık ortalama 3’er Kg bu sebzelerden tüketmektedir. Bu hesapla haftalık 9 Kg yapar, yani 90 lira gibi bir rakam harcanması gerekir. Peki haftalık 90 lira masrafı nasıl sıfıra indirebiliriz? Aslında çok basit. Domates-salatalık-patates gibi sebzelerin saksıda da yetiştirilebildiğini biliyor muydunuz? Çok kısa sürede ek hiçbir masraf yapmadan çiçek yerine saksıya ekeceğimiz sebze tohumları cinsine göre 1 ile 2 ay içerisinde tüketilebilir büyüklüğe gelmektedir. Bu da haftalık 90 liradan yılda yaklaşık 4600 lira tasarruf demek. Hem de organik.

(Kadir Kurt)

Dikkat Çekici Bir Fikir Olarak Araç Çekici Uygulaması

Kaza yapınca veya yolda aracımız arızalandığında çekici veya kurtarıcı çağırıyoruz. Ancak neredeyse tüm araç sahipleri kredi kartı kullanırken neredeyse tüm çekici ve kurtarıcılar nakit ödeme istiyor. Bu gibi durumlarda araç sahipleri, yanlarında nakit yoksa mağduriyet yaşayabiliyor. Nakit para yerine banka kartları veya kredi kartları taşıyan kazazedeler mecburen çekici ya da kurtarıcı ile beraber en yakın benzin istasyonuna giderek, ya çekicinin kamyonuna ödemesi gereken ücret tutarında benzin yüklemesi yapıyor, ya da benzin istasyonunda ATM varsa orada nakit çekmek zorunda kalıyor.

Bu nakit sorununu çözmek için Türkiye veya dünya haritası ile entegre bir şekilde çalışacak bir mobil uygulama yapılabilir. Bu uygulamayla anlık navigasyon verileri, harita ve konum bilgisi, çekicinin sistemine sinyal verir ve aynı sistem üzerinden herhangi bir banka veya kredi kartı ile güvenli ödeme yapabilir. Ödenen çekici hizmet ücretinin belirli bir kısmını komisyon olarak uygulama sahibi, sadece çekiciden talep edebilir. Böylelikle kazazede olan müşteriler ücretsiz bir şekilde nakit ödeme yapmadan güvenli ödemenin kolaylığını yaşar. Bu uygulama zamanla benzin getirme, şoför tahsis etme ve benzeri ekstra hizmetler ile geliştirildiğinde mutlaka her araç kullanıcısının ihtiyacı haline gelir. Artık çoğu hizmet telefonlarımızdaki mobil uygulamalar vasıtasıyla hayatı kolaylaştırmakta. Dolayısıyla böyle bir uygulama hayata geçirilirse mutlaka hem fayda yaratacak, hem de uygulama sahibine para ve prestij kazandıracaktır.

Saygılarımla.

Ekrem KALAFAT
05347357334
Her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
iPhone’umdan gönderildi.

Eskimiş Lastiklerinizi Atmayın

Geçen günlerde aracımın lastiklerini eskidiği için değiştirdim.
Çıkan lastikleri ne yapacağımı düşünürken, aklıma bu işten para kazanabileceğim geldi.
Hemen ikinci el sitesine üye olup, eski lastiklerimi sitede satışa çıkardım.
1 hafta içinde eski lastiklerimi 180 liraya sattım.
Yani birisinin çöpü diğerinin hazinesi olabilir, bunu unutmamak lazım.

(Halil İbrahim Özkar)

Şemsiye satmak beyinle ilişkilidir

Aslında hepimiz birer fabrikatörüz. Fikir üretim fabrikasına sahibiz. Yani bir beyine..

Doğru yerde, doğru fikirler üreterek kazanç sağlarız. Nasıl ki basket salonunda pinpon topu satmak elimize bir şey geçirmezse yanlış yerlerde yanlış adımlar atmak sadece ayakkabılarımızı eskitir.

Bir amca bana şunu anlattı: “Benim bir lokantam var yanımda da bir çiçekçi arkadaş. Arkadaşım çiçeklerin yanında istersem şemsiye satabileceğimi söyledi. Ben de aynı gün Eminönü’ne gidip tanesi 16 liradan 10 tane şemsiye aldım. Metroda otururken elimdeki şemsiyeleri gören 2 hanım, ‘şemsiyeleri satıyor musunuz’ dediler, ‘evet’ dedim, ‘ne kadar’ dediler ‘tanesi 25 lira’ dedim. 2 tane aldılar. Metrodan çıkmadan 2 tane daha sattım. Dışarıda yağmur olduğu için daha çiçekçinin önüne koymamın üzerinden 1 saat geçmeden hepsini sattım” dedi.

Güneşli havada satılmayan şemsiyeler yağmurda 1 saat içinde satılmıştı. Yağmurluk eklenerek başka bir kazanç daha olabilir. Yağmur yağmayan yaz aylarındaysa plajda mısır satılabilir. Yani doğru zamanda doğru hamleyi yapan para kazanır. Beynimiz vardiyalı değil tüm zamanlı bir fabrika.

(Cemile C.)

Harcamadan Önce Bir Durup Düşünmek Para Kazandırır

Öğrenci evinde buzdolabım çok eskiydi ama çalışıyordu. Buzdolabı temel bir ihtiyaçtır ve ben bir süre onsuz yaşamayı denediğim zaman onun ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Bir gün buzdolabımın dondurucu kısmı çalışmaya devam etmesine rağmen, ana bölmesi çalışmayı bıraktı. Buzdolabımın içindeki peynir, süt gibi birçok yiyeceğim bozulmaya başlamıştı. Ben bir an panik olup hemen buzdolabı servisini aradım. Bu noktada neden buzdolabı servisini aradığımı, onlardan ne beklediğimi ve onlara vereceğim paranın alacağım hizmete değip değmeyeceğini hiç sorgulamadım. Çünkü temel bir ihtiyacımdı ve düşünmeden servisten bir görevli çağırdım. Servis sadece bir görevli yollamak için 100 lira gibi bir ücret istiyordu, tamir parası hariç. Ben de öğrenci olmama rağmen kabul ettim çünkü gelen kişinin buzdolabını bir anda düzeltebileceğini düşündüm.

Usta geldi, dolaba şöyle kısaca bir baktı ve dondurucu bölümü çalışıyorsa buzlanma yaptığını, diğer ana bölüme hava üflemediğini, bu yüzden fişten çıkarıp buzunun çözülmesi gerektiğini söyledi. Ben ona bilgilendirme için teşekkür ettim ama sadece oraya geldiği için ona 100 lira gibi bir ücret ödemek zorunda kaldım. Bunun üzerine usta parasını alıp gitti. Ben buzdolabını fişten çıkarıp bir gün kadar beklettikten sonra dolap eskisi gibi çalışmaya başladı.

Hepimizin elinin altında internet var ve bu tarz durumlarda paniğe kapılıp ilgili hizmeti almak yerine araştırarak sorunu kendimiz tanımlayıp çözmeye çalışmalıyız. Ben dediğim gibi panik olduğum için bunu yapamadım ve 100 lira zarar ettim diyelim. Ama servisi aramadan önce internetten buzdolaplarının çalışma prensibine baksaydım ya da sorunumu arasaydım ustanın vereceği bilgiyi kendi kendime öğrenmiş ve uygulamış olacaktım. Gerçekten de usta gittikten sonra internete baktığımda birçok insanın aynı sorunu yaşadığını gördüm. Bu yüzden bir harcama yapmadan önce durup düşünmek her zaman fayda sağlar ve çoğu durumda bize para kazandırır.

(Barış A.)

Erasmus Kazandırıyor

Ben üniversiteye ilk başladığımda henüz Erasmus ülkemize uğramamıştı, ama ne zaman ki yüksek lisans yapmaya başladım, bir de baktım hem Erasmus’un içeriği değişmiş hem de kapsamı. Tabii ki hiç beklemeden başvurdum ve İspanya’ya gittim. O zaman Euro 2,8 TL civarlarındaydı. Ben ve erkek arkadaşım (şimdiki eşim) aynı üniversitenin değişik bölümlerine kabul edildik. Kesemize ayda 1000 Euro giriyordu. Kendi evimizi tuttuk ve 6 ay İspanya’da yaşadık; derslerimize gittik geldik ve dönerken bir baktık ki para biriktirmişiz.

Kıssadan hisse; eğer tutumlu davranırsanız Erasmus ödeneği cidden yüksek bir miktar; hele ki şimdiki kurla. Bizim dönemimizde okula giderken %80, dönüp belgeleri teslim edince %20 şeklinde ödeme yapmıştı. Haydi %80’i harcadınız, eğer kalanı için borçlanmadan ya da kesenizden harcamadan dönerseniz cebinizde muhtemelen kişi başı 600 Euro kalacaktır. Bugünkü kurla 3500 TL yapıyor. Valla iyi para…

(Tuğçe E.)

Terlik Arkeolojisi Kaç Para Kazandırır?

Eskiden ne zaman ekonomide kriz çıksa ben de kömürlükteki hazine detektörünü çıkarıp, üzerindeki birkaç senelik tozu aldıktan sonra hafta sonlarında kırda bayırda hobi olarak hazine arıyordum. Şu ana kadar bulamadım ama bulacağımdan ve kazandığım paranın devlet payını düştükten sonra kalanıyla krallar gibi yaşayacağımdan eminim. Bu arada bu kriz kış ayına denk gelince acaba hazine aramayı başka bir şekilde yapabilir miyim diye düşündüm ve internetten aradım; “Terlik Arkeolojisi” diye bir şeyle karşılaştım.

Google Earth ile ayağınızdan terliklerinizi çıkarmadan İndiana Jones’luk yapmaya “Terlik Arkeolojisi” deniyor. Bu sayede oturduğunuz yerden, amatörce ama sistematik bir çalışmayla neler neler bulunmuş. Siz de isterseniz siz de Google Earth sitesine girin ve istediğiniz bölgeyi kuş bakışı tarayın; bir de bakacaksınız ki şu ana kadar keşfedilmeyen bir tapınağı, bir anıtı, piramidi, höyüğü, sunağı, temeli, limanı veya literatüre geçmemiş bir antik şehri bulmuşsunuz.

(Başkalarının bulamadığı şeyi ben nasıl bulayım demeyin, çünkü onlar çıplak gözle bakmıştı, siz ise uzaydan bakıyorsunuz. Üstelik uydu resimleri sürekli güncelleniyor, nehirler kuruyunca yataklarından kimsenin görmediği bir şeyler çıkıyor veya çöldeki rüzgarlar eskiden saklı olan şeylerin üstündeki örtüyü kaldırıveriyor.)

Yani isteyen gene hazine detektörüyle yağmur çamur demeden dere tepe dolaşsın; hatta detektörü olmayanlar N11’den almadan önce Avantajix’ten tıklayarak parasının bir bölümünü geri almayı unutmasın; ama ben derim ki evde ayakları uzatıp, terlikleri bile çıkarmadan Google Earth’ten kuş bakışı hazine aramak çok daha keyifli.

(Arif Yılmaz)

Kanunları Takip Ederek Para Kazanılabilir

Ülkemizde sürekli yeni kanunlar çıkıyor, eskileri değişiyor. Her yeni kanun yeni bir fırsat yaratabilir. Mesela en son çıkan ücretli poşet uygulaması. Çevreye yarar sağlarken poşetleri parayla almaya yönlendiriyor. Alışverişe çıkarken poşete para vermek istemeyen kişilerin yanına bir poşet alması bu kanunla zorunluluk haline geliyor. Yanına poşet almayı unutanların ya para vererek poşet alması, ya da aldığı ürünleri eve kadar kucağında taşıması gerekiyor.

Ülkemizde çok yankı getiren bu olaydan marketler para kazanırken biz neden kazanmayalım? Buna bir çözüm olarak artan kumaşlardan çok az bir emek ile ev ortamında bez torbalar yapılıp satılabilir. Mini dikiş makineleri ile çok ucuza üretilerek en yakınlarımıza bile evimize bir katkı olarak satabiliriz. Ya da işi biraz daha büyütüp bunları Letgo, N11, GittiGidiyor gibi ortamlardan kolaylıkla satarak para kazanabiliriz. Bunun yanı sıra AliExpress, Ebay, Amazon gibi uygun yurt dışı kanallarından katlanınca küçülüp anahtarlık haline gelip kolaylıkla taşınan poşetler getirtebiliriz. Kendi ihtiyacımız dışında fazlaca getirtip, kargoya para ödemeden getirmenin yolunu bularak üzerine de bir kar koyup satarak para kazanabiliriz. Hem emek cebimizde kalır hem paramız.

(Güler G.)

Yurtdışından (AliExpress’ten) Alıp, Yurtiçinde (N11’de) Satıyorum

Merhaba. Bildiğiniz gibi ülkemizde yüksek fiyatlarla satılan bir çok saat, bilezik, telefon kablosu ve kılıfı gibi ürünleri AliExpress, GearBest, Joybuy, DX veya benzeri yabancı sitelerden oldukça ucuza ve kargo bedava olacak şekilde bulmak mümkün.

Örneğin Türkiye’de şu ara en düşük 50 liraya satılan saatler bu tip sitelerde en fazla 2,3,5 dolarlar seviyesindedir. Ayrıca kargo ücretsizdir. (Ancak şöyle bir püf noktası var, üründen belli bir miktarın üzerinde alırsanız kargo ücreti eklenir. Mesela 2 dolarlık üründen 1,2,3 adet aldığınızda kargo ücreti yoktur ama devamında 4’üncüyü de aldığınızda bir bakarsınız kargo ücreti de eklenmiş.) Kargo ücreti dendiğinde de pek korkmamak lazım; ürünlerin çoğunda kargo ücreti 1-2 dolar gibi küçük bir rakamdır.

Sonuçta ilkin bir deneme siparişiyle başlayabilirsiniz. Bu siparişinizi 30 doları geçirmeden yapın ve kargolatın. 30 doları geçerse Türkiye’de gümrüğe takılabilir; ayrıca satıcıya rica ederseniz pakete gift yazar gümrükte vakit kaybetme ihtimaliniz azalır.

2 dolarlık 10 tane ürün aldık diyelim; 20 dolara geldi; üste de 2 dolar nakliye koyduk; 22 dolara size maliyeti var. Ne kadar sürede ulaşır? Benim gözlemime göre böyle bir paket en fazla 2 ay içinde elinize ulaşıyor; hatta bazen 1 haftada geldiği de oluyor.

Peki bu ürünü ne yapacağız? Bunu internetten aldık, yine internetten satabiliriz. Hemen bir N11 veya GittiGidiyor hesabı açıp bu ürünü orada satabilirsiniz ya da sosyal medya üzerinden tanıtımını yapıp elden de satmak mümkün.

Şimdi asıl soruya gelelim: İnsanlar neden sizden alsın? Cevap çok basit. Siz 10 liraya mal ettiniz 35 lira istiyorsunuz diyelim. 35 liradan saat kategorisinde %10 N11 komisyon alır 3,5 lira; üste 5 lira civarında da kargo tutar; düz hesap ikisi 10 lira alalım; size 15 lira kalır. Alıcıların çoğuysa yurt dışı alışverişi bilmez; bilenlerse prosedürü bilmediğinden almaktan çekinir; ya da o kadar beklemek istemez. Belli bir miktar fazla ödeyip Türkiye’den 1-2 günde eline geçecek bir ürünü almayı tercih ederler. Yani sizin gücünüz o ürünü Türkiye’den hızlı bir şekilde alıcınıza ulaştırabilmenizde.

Özet geçersek; Aliexpress ve benzerleri üzerinden, aynı satıcıdan, 22 doları geçmeyecek (kargo hariç) şekilde alışveriş yapıyoruz. Alınacak ürün ülke içinde talebi yüksek, hızlı satılabilir, az sorun çıkarabilir bir şey olmalı. En önemlisi ülke içi adet satış fiyatının 20 lira altında olmasını önermem çünkü kargo parasından sonra size çok az kar kalır. Dolayısıyla 50 liralar seviyesindeki ürünleri hedefleyebilirsiniz.

Nasıl bir ürün olsun diye sorarsanız, birinci önerim telefon kılıfı, telefon kırılmaz cam, sticker gibi hızlı giden standart ürünler; eldiven bere tarzı spor malzemeleri; tornavida tasarruflu su başlığı ışıklı okuma gözlüğü gibi ilgi çekici ürünler; araba telefon tutucu, düzenleyiciler, selfi çubuğu gibi her eve lazım şeyler; saat bilezik takı gibi kar oranı yüksek ve satışı hızlı ürünler. (Saat gibi mekanik ürünlerde tedarikçinizle sorun çıkmamasına dikkat edin; sorunlu ürünleri Aliexpress üzerinden dispute açıp iade edebilirsiniz.) Teknoloji ürünlerinde bozulma olasılığı yüksek olduğu için alıcıdan kaynaklı bile olsa alıcı sorun çıkarabilir. Önerilen ürünler bozulma ve teknolojisinin eskime ihtimali daha az olan kulaklık, el feneri, telefon şarj kablosu, adaptörü, araba çakmak girişi ve type-c to micro usb type-c to aux gibi dönüştürücüler.

(Emircan B.)

Tornavida Kullanmaktan Korkmayın

Telefon gibi elektronik cihazlarım şansıma hep garanti bitince arızalanmıştır. Eskiden mecburen servise gidip tamir ettiriyordum. Yine telefonum Nokia 6300 arızalandığında tamircinin istediği 60 TL servis ücreti neredeyse telefonun yarı fiyatı kadardı. Günlerden bir gün tüm cesaretimi toplayıp kendim tamir etmek için Youtube dissasembly (sökme takma) videolarına baktım. Evdeki tornavida uçlarıyla, içteki vidaları sökemediğim için gidip 10 TL’ye 32 parça elektronikçi tornavida seti aldım. 15 TL’ye de telefon parçasını satın alıp başarılı şekilde ilk defa bir telefonu tamir ettim. Telefonu bir süre takip ettim sorun çıkarmadığına emin olduktan sonra 150 TL’ye sattım.

Bu ilk cesaretten sonra başka elektronik cihazlarımın da parçalarını değiştirip, arızaları düşük maliyetlere çözmeye başladım. Bu hem zevkli, hem üretken, hem de para kazandıran bir uğraş. Şimdi bir cihaz almadan önce parçalama videolarına da bakıyorum. Eğer çok karmaşıksa ve ileride kendim tamir etmeye kalkışamayacaksam, mutlaka başka alternatif modellere yöneliyorum. Yani söyleyeceğim şu ki; garantisi biten cihazınızın tamir ücretini pahalı buluyorsanız Youtube’da tamir etmeye çalışacağınız modelin sonuna reassemble, disassembly, replacement gibi kelimeler yazıp aratın, Türkçe içerik arıyorsanız parçalara ayırma, değiştirme ya da tamir edilecek parçayı yazıp sonuna tamiri kelimesini ekleyerek aratın. Bir video bir de tornavidayla neler tasarruf edeceğinizi bilseniz şaşarsınız.

(Eren U.)