Ben tenekelerden takı yapıyorum

Merhaba,

Ben Sena. Benim fikrim, para kazanırken geri dönüşüm zincirine de katkıda bulunmayı amaçlıyor. Tükettiğiniz içeceklerin teneke kutularını tekrar kullanabilirsiniz.

Ben tenekelerden takı yapıyorum. Kesmesi ve şekillendirmesi kolay olduğu için tenekeleri kullanmaya başladım. Üzerinde hiç desen olmayan arka taraflarını daha sade takılar yaparken kullanıyorum. Öte yandan renkli kısımlarıyla ise daha renkli ürünler yapıyorum. Markaların standart baskıları ise tüm ürünlerde aynı renk tonunu yakalayabilmem ve standart ürünler çıkarmamda yarar sağlıyor. Ürünlerimin bana neredeyse hiç masrafı olmuyor ve yaptıklarımı genelde el ürünleri satan dükkânlara satıyorum. Bu şekilde hem doğaya atılacak tenekeleri değerlendirmiş oluyorum, hem de zamanımı kolaylıkla paraya çeviriyorum.

İlham vermesi için paylaşmak istedim. Sevgilerimle.

(Sena Aydin)

Yapraklar ve kabuklar para ediyor

Eğer yürüyüş yapmayı seviyorsanız, bunu sanata ve paraya çevirebileceğiniz güzel bir fikrim var. Şöyle ki, yürüyüş yaparken hoşumuza giden, estetik görünen kuru dalları, taşları, fosilleri; hatta deniz kenarındaysak deniz kabuklarını ve çakılları topluyoruz. Sonra bunları hayal gücümüzle ve biraz da sıcak silikon yardımıyla bir araya getirip, ayna, çerçeve, abajur, tablo, heykel, takı veya takı askısı gibi objeler tasarlıyoruz. Artık geriye eserlerimizi fotoğraflamak ve satış için sanal mecrada yayınlamak kalıyor. Doğa gerçekten şahane.

(Senem Sevenli)

Oyuncak Yapıp Para Kazanmak

Yaklaşık 2 yıl önce, henüz torunum doğmamışken onun gelişine hazırlık niyetine bir şeyler örmeye başlamıştım. Çeşitli patikler, yelek, hatta biraz da kendimi olaya fazla kaptırıp küçük küçük lifler ördüm. Vaktimin bol olması, hızlı yapmam ve üste de keyif almamın sonucu olarak, daha başka neler yapabilirim diye de düşünmeye başladım.

O zaman aklıma küçüklükten itibaren torunuma eşlik edeceğini düşündüğüm el örmesi bebekler yapmaya başladım. Biraz zahmetli olsa da ilk bebeği yaptıktan sonra gelinim çok sevindi. Onun sevincinin de desteğiyle bebekten sonra tavşan yapmaya başladım ve çeşitleri gittikçe arttırdım. Oyuncakların şirinlikleri dışında tamamen doğal ve zararsız olması da içimize ayrı bir rahatlık getiriyordu.

Her zamanki oturmalardan birinde, sevgili komşum Nurhan, yaptıklarımı görünce kendi torunu için de örmemi istedi. Seve seve örerken sonrasında bu işten para bile kazanmanın mümkün olduğunu fark ettim ve günlerde yanıma gelen hanımlara da konuyu açtım. Onlardan birçoğu istedi ve hatta istemekle kalmayıp çevre tanıdıklarına da yaydılar. Yani evde otururken kendi kendime hem gelir getirecek, hem de keyif verecek bir iş bulmuştum.

(Gülcan Fırat)

Dondurmadan Çıkan Bedavalar

Eskiden dondurmalardan bedava dondurma çıkardı. Ben de çocuk zekamla konuyu incelemiş ve içinden bedava çıkacak dondurmaları paketinden anlayabilmeyi başarmıştım. Paketin üzerindeki milimetrik bir motif değişikliği sayesinde içinden bedava çıkacakları daha içini açmadan anlayabiliyordum. Bu durum benim Süpermen’in bir değişik şekli olmamı sağlıyordu ve bu çok keyifli bir pozisyondu. Dondurmayı bulunca hemen açıp yemezdim, bakkal artık arkadaş olduğu için ona yarı fiyatına dondurmamı geri satardım o da kabul ederdi. Böyle böyle iyi bir miktar para kazanmıştım. Tabii ki bunun yanında yediğim dondurmalar da cabası.

(Hande)

Oyuncak Kütüphaneleri

Bizim gibi çocuklu ailelerin masraflarını biraz olsun azaltabilecek bir fikrim var.

Nasıl ki okuyup geri götürmek amacıyla kütüphaneden kitap alabiliyorsak bunun gibi çocukların oyuncak alıp bir süre oynayıp geri götürebildiği oyuncak kütüphaneleri olsa güzel olmaz mıydı?

Ne kadar çok istediği bir oyuncak olsa bile birkaç gün oynayıp geri bırakıyor çocuklar, hem bu şekilde her çocuk daha fazla oyuncak ile oynamış olur, hem de çok önemli bir masraf kalemi aile giderlerinden eksilmiş olur.

(Erdem Aydın)

İlk gitarın değeri bambaşka

Çocukluğumdan beri müzik aletlerine ilgim vardı. Ama kendime ait bir müzik aletim hiç olmamıştı. Sadece sınıfta çaldığımız bir flüt vardı. Evet flütü çok severdim ve hala da çok seviyorum, çünkü flütle bütün dizi müziklerini veya türküleri kendimce bulduğum notalarla çalabiliyorum. Ve bundan büyük keyif alıyorum. Bu küçükken de böyleydi. Televizyon karşısına oturur reklamdaki müzikleri çalardım. Zaten ortaokulda flüt grubunun başkanıydım.

Gitar çalmak ise gerçekleşmesini en çok istediğim hayalimdi. Ailemden gitar istemiştim lisedeyken. Almadılar, ne gerek var dediler. Bir şey diyemedim çünkü durumumuz da çok iyi değildi. Üniversiteye gidecektim. Puanım çok iyiydi, malum aile tarzımız konservatuvara uymuyor diye kimse gitmemi istemedi. Ben de mecbur kalıp Türkçe Öğretmenliği bölümünü seçtim. Üniversite okuduğum yıllarda gençlik merkezinde kurslara gittim ve müzikle iç içeydim. O zamanlar paramız da, yurt parası, kitap parası, biraz da anneme göndereyim derken gitar almaya yetmiyordu. İnternet’ten çok kitap aldırıyordu hocalarımız. Ben de bu harala gürele içinde Avantajix sitesini keşfetmiştim. Bu site sayesinde aldığım kitaplardan, arkadaşlarımın İnternet üzerinden yaptığı alışverişlerden, kuzenimin online alacak olduğu cep telefonlarından aldığım para iadelerini biriktirip son sınıfta kendime bir gitar almayı başardım. O kadar mutlu olmuştum ki benim hayatımdaki ilk gitarımdı. Sınıfımızın eğlence gecesinde sahnede gitarımla yer aldım. Hala da öğrencilerime bu güzel gitarımla şarkı söylerim. İlk gitarın keyfi bambaşka.

(Gül)

Çocuklara gelir kaynağı depozitolu şişeler

8-10 yaşlarındayken arkadaşlarla hem eğlenceli hem de para kazandıran bir oyunumuz vardı. Etrafta sağa sola atılmış depozitolu şişeleri arar ve bulunca da hemen bakkala koşup satardık. Parasıyla tabii ki büyük bir keyif içinde çikolata şeker sakız alırdık. Yani zamanında çocuklar için şişe, çok önemli bir gelir kapısıydı.

Bir gün yine şişe ararken kırlık bir yerde çok iyi hatırlıyorum tam 18 tane şişe bulmuştuk. Ne yapacağımızı şaşırdık önce. Sonra heyecanla bu bir şaka mı, acaba etrafta kimse var mı diye baktık. Bu şişeler gerçekti ve 18 tanesi bizim için bir servet değerindeydi. Tabii ki hemen şişeleri zar zor da olsa çocuk ellerimizle toparladıktan sonra bakkala gitmiş ve kendimize bir güzel ziyafet çekmiştik.

Ertesi gün aynı yere gittiğimizde yine şişeler vardı ama bu kez hepsi kırılmıştı. Bir gün önceki sevincimizin üzerine bu durum bir yıkım gibiydi. Sanki birileri şişe kırmamış, para yakmıştı. Yani şunu söylemek istiyorum: Depozitolu şişeleri kırmayın lütfen, bırakın çocuklar hem eğlensin hem bir miktar harçlık kazansın.

(Rıza Can Tire)

25TL’yi beklemeden (mesela 1TL ödenecek bile olsa) Avantajix’ten ödeme alma yöntemi

Benim şöyle bir fikrim var:

Mesela Avantajix hesabımızda ödenecek sadece 1TL’miz var ama Avantajix’in ödeme yapması için en az 25TL olması gerekiyor. Bu durumda eğer bu bakiyeyi başka harcamalar yaparak yükseltemiyorsak ve 25TL’ye tamamlayamıyorsak, Avantajix hesabına 24TL gönderip bir sonraki ödeme tarihinde hesabımıza parayı çekebiliriz.

Sevgiler / Emre

#Evdekal

Sukulent İşi

Ben bir öğrenciyim. Koronavirüs döneminde hem okullar kapanıp hem de hepimiz evlere kapanınca bu süreçte acaba ne yapabilirim diye düşündüm. Yapacağım şey hem evden yapılabilmeli, hem keyifli olmalı, hem de bu uğraşımın bana bir getirisi olmalıydı. Biraz araştırdıktan sonra aklıma güzel bir fikir geldi. Daha önceden almış olduğum sukulentlerimin yanına birkaç sukulent daha alarak onları çoğalttım. Sukulentlerin cinsinden dolayı iyi bakım yapılırsa kendiliğinden hızla çoğalıyor. Ben de sukulentlerimi çoğaltarak Internet’teki pazar yerleri üzerinden satmaya başladım. Üstüne bir de Instagram sayfası açıp bu satışları arttırmayı düşünüyorum. Şu an bana maddi yönden hiçbir gideri yok ama ben her satıştan 5 lira kazanç sağlıyorum.

(Mukaddes Sapmaz)

Evde Davetiye Katlama İşi

Evde bulunduğunuz süreleri değerlendirmek isterseniz, harika bir iş fikri var. Bazı firmalar davetiye katlama işi için eleman arıyor. İş yerinde eleman istihdam ederek sigorta ve diğer değişken maliyetlerini artırmak istemedikleri için bu şirketler davetiye katlama işini kargo aracılığı ile çalışanlara gönderiyorlar. Çalışanlar da gelen davetiyeleri zarflara güzelce koyarak, yine kargo aracılığı ile firmalara geri gönderiyor. İş bu kadar basit. Bu şekilde yapılan iş karşılığında bu katlama işini yapanlar, orta düzeyde bir gelir elde edebiliyor. Evde boş geçen bir sürü vaktiniz varsa bu iş tam da size göre olabilir. İnternet üzerinden bu tarz iş vermek isteyen firmaların ilanlarını bulabilirsiniz.

Aylık Ücret Nedir?

Davetiye katlama işinin ücreti takdir edersiniz ki çok da yüksek değil. Bazı firmalar katlanan davetiye miktarına göre ücretlendirme yapıyor. Düzenli olarak yapıldığında aylık en az 1000 TL gibi bir ücreti elde etmek mümkün görünüyor. Davetiye katlama işini özenli bir şekilde yaparsanız bu iş için başka bir niteliğe sahip bulunmanız gerekmiyor. Evde rahatlıkla yapılacak bir iş olduğu için çalışmayan kadınlar sıklıkla tercih ediyor. Daha yoğun işler için ödenen ücret de artıyor.

Hiçbir Maliyeti Yok Mu?

İşi yapan kişi için emek maliyeti dışında herhangi bir maliyet bulunmuyor. Davetiyeleri ve diğer tüm ürünleri firma kendisi kargoyu ödeyerek gönderiyor. Katlama işi bittikten sonra kargoyu da alıcı ödemeli olarak gönderiyorsunuz. Haliyle herhangi bir ücret ödemeden güzel bir işiniz oluyor. Evde oturduğunuz yerden para kazanabiliyorsunuz. Yaz mevsiminin yaklaşması ile davetiye katlama ilanları şu ara çokça çıkacaktır, ilgilenenler İnternet üzerinden araştırsın.

(Oğuzhan Arslan)

İkinci El Giyim Eşyası Satışı

Merhaba,

Ben evdeki fazla eşyalardan, artık oynanmayan oyuncaklardan, giyilmeyen ve küçük gelen kıyafetlerden uzun süredir çok rahatsızdım. Az eşyalı ferah bir ev, az kıyafetli toplu bir dolap beni gerçekten mutlu ediyor ama bunların tam aksi bir evimiz var. Kardeşlerimden kalma oyuncaklar, benim bebeklik kıyafetlerim, annemin kullanmamasına rağmen “bir gün lazım olur” diye kenara ayırdığı ıvır zıvır şeyler, indirimden alınan ve asla kullanılmayan mutfak kap-kacağı ile dolu bir ev düşünün. Buna ilaveten yanına da sağlam olan hiçbir şeyi atmayan, “para verip aldım niye atayım” düşüncesinde bir anne çizelim. Ama evde nefes alamayan da bir BEN var! Ee ne yapacağız?

Bir süre düşündüm ve çareyi eşyaları satmakta buldum. İkinci el kıyafetlerin ve eşyaların satıldığı uygulamalar üzerinden, önce kardeşimin oyuncaklarını, sonra annemin tenceresini ve giymediğim kıyafetleri sattım gitti. Bir rahatladım anlatamam. Karşılığında kazanç elde ettiğim için annem de bu durumdan çok memnun. Evde hiçbir işimize yaramayan 8 parça eşyayı satarak 250 TL’ye yakın para kazandım. Bu sadece bir başlangıç, evde şu an başka neleri satabilirim diye bakınıyorum.

(Esra Semiz)

Paranın Satın Alamayacağı Şey

Olay ben henüz ilkokul öğrencisi iken yaşandı. 10 yaşındaydım, ya da maksimum 12. O gün “akşam lunaparka gidiyoruz” demişti eniştem. Ama benim hiç param yoktu. Kardeşimde ve iki kuzenimde toplamda 3 lira vardı. Çocuk aklı işte, benim param olmadığı için ben lunaparka gidemem sandım. Bizim ekip, yani kardeşim ve iki kuzenim, benim de onlarla gitmemi haklı olarak çok istiyorlardı. Ben ise doğal olarak yıkılmıştım, üzüntüden kendimi eve kapattım, çünkü o muhteşem oyun aletlerine gidemeyecektim.

O zamanlar evdeki metal eşyalar bakkala götürülüp, terazide tartılarak kiloyla satılırdı. Yanlış bilmiyorsam onlar da geri dönüşüme gönderip öyle kazanıyorlardı. Ben evde hüznümü yaşamaktayken bizimkiler çıkıp dağ taş sokak sokak gezip demir aramış, toprakları kazıyıp toprağın altında kalan telleri çıkarıp içindeki ince metali çıkarmışlar, sağda solda ne metal buldularsa toplamışlar. Zafer kazanmışçasına bir sevinçle eve geldiklerinde üstleri başları kir pas toz toprak içindeydi. “Bak senin için bir sürü demir bulduk şimdi bakkala satıp para kazanacağız, akşam sen de bizimle gelebileceksin” dediler. Benim yüzüm birden renklendi tabii, içimde bir mutluluk patlaması yaşanıyordu, kendime gelmiştim, yaşasın akşama ben de lunaparka gidebilecektim.

Bizimkiler pür neşe bakkala gidip ellerindeki bütün metalleri sattılar, ama hurda metal çok para etmiyordu, tüm kazanç 350.000 lira (yani bugünkü parayla 35 kuruş) idi oysa jeton parası 1 liraydı ve bu para beni lunaparka götürmeye yetmiyordu. Dünya bir anda tekrar başımıza yıkılmıştı. Bütün uğraşları boşa gitmişti para yeterli gelmemişti. Sonuçta sırf ben gidemeyeceğim diye hepsi o akşam lunaparka gitmekten vazgeçti. Bunun üzerine biz de kazandığımız para ile eskimo dondurma alıp balkonda yedik. Konuştuk, dertleştik, güldük, ağladık, kendi aramızda güzel oyunlar oynadık. İşte şu an gözlerim dolu dolu yazdığım o samimiyet ve sadakat dolu günleri parayla satın almak mümkün değil.

(Cemre Ç.)