Her Fikri Kafanızda İyice Yoğurun

Daha yeni evlenmiştim. Ankara’da oturuyordum ve ev kurmanın omzuma yüklediği borçlar bir an önce bitsin istiyordum… “İstiyordum” ama elimde mesleğim yoktu.

Ne yapabilirim diye düşündüm taşındım. Şunu mu yapmalıydım, bunu mu? Hem bildiğim bir konu olmalıydı, hem de hızlıca paraya tahvil edilebilmeliydi. Öyle mi olsun böyle mi derken aklıma gelen her fikri çiğ köfte gibi yoğurduğumu fark ettim.

Gaziantepliydim ve aslında doğuştan şehrimize özel bir kabiliyetim olduğunu keşfetmemle proje hemen şekillendi: Dışarıda dürümü 3-4 liradan satılan çiğ köfteleri bir Gaziantepli olarak evde yapıp çevremdeki büfelerle ve kafelerle anlaşarak kilosunu 6 liradan satmaya başladım.

Bir kilo çiğ köftenin toplam maliyeti bana 3 liraya geliyor ben ise 6 liraya satıyordum. Bu rakam %100 kar demekti. Her gün 10 kilo civarı siparişim oluyordu ve ayda kazandığım ücret o zamanın asgari ücretini buluyordu.

Bu işe 2 yıl boyunca -çocuğum doğana kadar- devam ettim. Çiğ köfte makinesi zaten çeyizimde vardı, onun sayesinde hem çok vaktimi almıyordu hem de borçlarımızın bitmesine katkıda bulunmak beni mutlu ediyordu.

Sonuç olarak şunu çok açıkça söylemek isterim: Hiç kimse “mesleğim yok” demesin. İstedikten, araştırdıktan ve bulduğunuz fikirleri kafanızda çiğ köfte gibi iyice yoğurduktan sonra mutlaka kendinize uygun bir iş bulmanız mümkün. Kısacası lazım olan şey; istek, zaman ve sabır.

(F.Y.)

Kağıt Deyip Geçmemek Lazım

Merhaba. Ben şu kağıt konusuna dikkatleri çekmek istiyorum. Çünkü hiç de “hafife” alınacak bir konu değil.

Mesela bizim ofiste işimiz gereği tek tarafı kullanılmış bir çok kağıt bulunuyor. Bunların artık ihtiyacımız kalmayanlarını çöpe atmıyoruz. Biriktirip ofisimizde veya eve götürerek, temiz olan arka yönlerini resmi olmayan işlerimizde kullanıyoruz. Böylece bir top kağıt harcarken bir top kağıt da tasarrufta bulunmuş oluyoruz. (Karlılık = %100)

Yazının başında “hafife almayın” derken mübalağa etmiyordum. Yaklaşık olarak bir A4 kağıdı 5 gramdır. Yani 1000 adet A4 kağıdı 5 kilogramdır. Bir top kağıtta 500 adet A4 kağıdı bulunduğundan 1 top kağıt 2,5 kilogram etmektedir. Ortalama olarak yetişkin bir çam ağacından 50 kilogram yani 20 top kağıt çıkmaktadır. Ofisimizde ayda ortalama 3 top kağıt kullanılmaktadır. Yani yılda aşağı yukarı 40 top kağıt kullanılmaktadır. Sonuç olarak 40 top kağıt kullanırken 2 çam ağacı yok olacaktır. (Yani aslında karlılık = 2 çam ağacı)

Dolayısıyla kağıtların kullanılmayan boş taraflarını da kullanarak yılda 2 yetişkin çam ağacının kesilmesinden de tasarruf ediyoruz. Ayrıca kağıt masrafımız da yarı yarıya azalıyor. Tabi ki 2 yüzü de dolu olan kağıtları da çöpe atmıyor, geri dönüşüme veriyoruz. (Nihai karlılık = İnsanın kendisiyle gurur duyması. Herkese tavsiye ediyoruz.)

(D.Ç.)

Bedava Ulaşım

Bursa Uludağ Üniversitesi son sınıftaydım.

Günlerden bir gün bir kurum sınavı için İstanbul’a geldim.

Sınava gelirken yanımızda telefon getirilmesi yasaktı. İstanbul’u da pek fazla bilmediğim için kurum sınavının olduğu yere beni Ataşehir’de oturan bir akrabam bıraktı ve gitti. Kurum sınavından çıkıp tekrar akrabama gidecektim. Ama o ana kadar sınava konsantre olduğumdan dönüş olayını hiç düşünmemiştim. Nasıl dönecektim?

Yanımda telefon yoktu. Yolu bilmiyordum. Ayrıca elimde sadece adres vardı ve taksiye de para vermek istemiyordum.

O sırada karşıma bir şehirlerarası otobüs yazıhanesi çıktı. Yemen yazıhaneye girip Bursa’ya 4-5 saat sonraki otobüs için bir bilet aldım ve yazıhanenin ücretsiz servisiyle Ataşehir terminaline gittim.

Servisten iner inmez de bileti açık bilete çevirdim. Zaten Bursa’ya döneceğim zaman da bu açık bileti kullandım.

Bu sayede hem İstanbul’da kaybolmadım hem de gitmek istediğim yere bedavadan ulaştım.

(E.G.)

Ev Tipi Çiğköfte Makinası

Ülkemizde hemen herkesin evinde az çok çiğköfte yendiğini biliyoruz. Özellikle son yıllarda epey popüler oldu. Bu kadar sevilmesinin en büyük nedeni hem doyurucu, hem lezzetli, hem de ucuz olması. Üstelik yeşillikle ve limonla yeniyor. Malum bol bol vitamin var bu ikilide. Yani her açıdan ideal bir besin çiğ köfte.

Çiğköfte evde yeniliyor ama genelde dışarıdan alınıyor. Endüstriyel çiğköfte fabrikasyon şekilde fırınlarda kullanılan “hamur yoğurma makinalarıyla” yapılmakta. Çok kompleks makinalar değil bunlar. Evimize almamız maddi anlamda mümkün gözükse bile koyacak yer sıkıntısı ve temizlik sıkıntısı hanımların kabul edeceği türden değil. Hem zaten bir seferde en az elli kişilik çiğköfte yapmanız lazım, dolayısıyla tüketmek imkansız.

Peki hem koruyucu madde içermeyen, hem yoğuracak bilgi ve birikim ve tecrübesi olmayanların evde yapabileceği, hem de taze olarak tüketebileceğimiz çiğköfte mümkün müdür?

Bence evet. Şu endüstriyel ebattaki makinaların evde tost makinası boyutunda üretilmesi mümkündür. Makinanın çiğköfteyi ekmek hamuru yapar gibi yoğurabileceği bir dizayn düşünülebilir. Çok zor olduğuna inanmıyorum. Evde ekmek yapma makinaları var. Kaliteli olanları 250 TL civarı bir fiyata satılıyor. Yani bu makinalardan hareketle yerli bir girişimci ev tipi çiğköfte makinasını rahatlıkla yapabilir ve senenin girişim ödülünü alabilir diye düşünüyorum.

(Mehmet Ali Akarsu)

Sigara İçmeyerek Kazanacağınız Para

Günde ortalama 8 Lira’lık 1 paket sigaranın içildiği bir ailede sigaraya her yıl 2.920 Lira verildiği hesaplanınca “Bu parayla neler yapılmaz ki?” sorusu aklımıza geliyor.

Peki sigarayı bırakıp tatile çıkmak nasıl fikir?

Günde 1 paket sigaraya vereceğimiz 8 Lira ile mesela;
- Avrupa’nın Paris, Amsterdam, Roma, Milano, Münih gibi güzel şehirlerinde 2 kişilik 3 gece 4 gün tatil;
- Ortalama 7 gün 2 kişilik Balkan turları;
- Yurtiçi süper lüks konaklamalı bölgesel (Karadeniz, Akdeniz, Güneydoğu) turları yapmak mümkün.

Alternatifleri istediğimiz kadar çoğaltabiliriz. Koca bir yılın stresini attığımız güzel bir tatili bedavaya getirmek ve daha da önemlisi sağlıklı, hastalıksız, mutlu bir hayat yaşamak sizin elinizde.

(S.Y.)

Sağlık Paradır

Günlük, aylık ya da yıllık hiçbir şey ödemeden binler ya da milyonlar kazanmak. Kulağa hiç de fena gelmiyor. Nasıl mı? Hergün düzenli spor yaparak.

Evet, bilimsel araştırmalar günlük spor yapmanın kalp krizi riskini azalttığı, beyni zinde tutarak Alzheimer’ı engellediği, bağışıklık sistemini güçlendirdiği, kas gücünü arttırdığı, felci önlediği ve bu minvalde birçok faydası olduğunu defalarca ispatlamıştır.

Eee birikim, kazanç bunun neresinde mi diyeceksiniz? Kazancımız işte tam da sporun sağladığı bu faydalarda gizli.

Diyelim ki;
Spor yaparak bağışıklık sistemimizi güçlendirdik ve grip nezle ve diğer hastalıklara dur dedik. İlaçlara vereceğimiz liralar cebimizde kaldı. Kas gücümüzü arttırdık ve olası sakatlanmalara karşı fizyoterapiye vereceğimiz liralar yine cebimizde kaldı. Kalbimizi-beynimizi koruduk ve ameliyatlara vereceğimiz liralar cebimizde kaldı.

En önemlisi de milyonlara hatta milyarlara,trilyonlara bedel yaşamımız,sağlığımız ve sevdiklerimizle yaşayacağımız güzel günler bizlere kaldı.

(Nazan Y.)

Berberin Çırağı

Gittikçe globalleşen ticaret ve e-ticaret dünyasındaki başarının nasıl geldiğini çok iyi anlatan ve ufuk açan bir hikaye:

Bir berber çırağı varmış. Bu çocuk çok saf görünür, işini de elinden geldiğince yaparmış. Berbere gelip tıraş olan müşteriler çocuğa bahşiş vermek isterler iken çocuk verilen 5-10 Lira bahşişleri “bunlar çok fazla” deyip almazmış. 1 Lira uzatıldığında ise hiç itiraz etmeden alırmış. Sonra bu dilden dile önce mahallede sonra da tüm şehirde yayılmış. Millet denemek için dahi olsa çocuğa 5 Lira uzatırmış, çocuk almazmış sonra 1 Lira verilince alırmış. Dilden dile “bu çocuk tam aptal, bak 5 Lira veriyorsun almıyor 1 Lira verince alıyor” diye iyice yayılmış. Sonrasında bir gün köşe başında çocuğu oyun oynarken gören bu adamlardan biri merakla sormuş; “neden 5 Lira’yı almıyorsun hep 1 Lira’ları alıyorsun. 5 Lira daha güzel, daha iyi para” demiş. Çocuk da demiş ki; “5 Lira’yı aldığım gün bu oyun biter.”

(Semih Çelik)

Kupon demek para demek, kullanmazsan sat.

Merhaba arkadaşlar,

Hepimiz internetten alışveriş yapıyoruz. E-ticaret siteleri yaptığımız alışveriş sonucunda bize özel hediye çekleri veriyor. Ancak ihtiyacımız olmadığı dönemlerde o hediye çeklerimizi kullanmıyoruz ve çekler süreyle limitli olduğu için malesef iptal oluyor, çöpe gidiyor.

Aslında kupon demek para demek. Yani sizin kullanamıyor olmanız o hediye çekinin, indirim kuponunun, kupon kodunun değerinden hiç bir şey kaybettirmiyor. Burada benim fikrim kazan-kazan prensibine dayanan hediye çeki ve indirim kuponlarımızı ihtiyacı olan diğer kişilere satarak değer yaratmaktır.

Bu durumda hem o hediye çeki yanmayacak; hem o çeki satın alan kişi ucuz alışveriş yapıp kazanacak; hem o çeki tedavüle süren mağaza hedefine ulaşmış olacak; hem de siz o çeki çöpe atmak yerine paraya tahvil etmiş olacaksınız.

Forum sitelerinde ilan vererek hediye çeklerinizi değiş tokuş veya nakit para karşılığı elden çıkararak kolayca değerlendirebilirsiniz. Örnek isterseniz mesela benim bu şekilde ev ekonomime katkım 5 aylık süreçte 400TL gibi ciddi bir rakam oldu. Bu 400TL’yi çöpe atmış olduğunuzu düşünenize; ne kadar yazık olurdu. Ben forumlarda bunları satışa sununca hem faydalı bir uğraşla vakit geçirdiğim için kendimle gurur duydum, hem de yeni yeni kişilerle tanışırken nakit para da kazanmış oldum.

Bu keyifli uğraşı herkese tavsiye ederim.

(Gökhan S.)