Para Kazandiran Fikirler hakkında

Avantajix kullanıcıları tarafından gönderilen "para kazandıran fikirler", blog yöneticisi tarafından kontrol edildikten sonra devreye alınmaktadır.

Radara Yakalanmayın Paranız Cebinizde Kalsın

Araç sahibiyseniz sizin de benim gibi radar cezaları ile başınız derttedir. Çünkü her radar cezası cüzdana vurulan bir darbedir ve bu cezaları önlemeye çalışmak hepimizin görevidir. Bakın ben radarlara karşı ne yapıyorum, sizinle paylaşayım:

Birinci yöntem uzun yolculuklarda gideceğim güzergahların radar noktalarını öğreniyorum. Radar yerlerini internetteki sözlükler ve trafik forumlarında açılan konulardan kolayca bulmak mümkün. İnternetten araştırmak uzun iş derseniz telefonlara kurulan radar uygulamalarından da radar noktaları bulunabiliyor.

İkinci yöntem karşı şeritten gelen vatandaşların selektör uyarılarını dikkate almak. Benim için radar veya trafik kontrol noktası olması fark etmez; eğer karşıdaki sürücü uyarıyorsa hemen kendime ekstra çeki düzen verir ve daha dikkatli sürerim.

Üçüncü yöntem yeni uygulamaya giren otobanlardaki hız koridorları. Burada iki denetleme noktası arasındaki ortalama hız hesaplanıyor, ve o iki nokta arasında belli bir ortalama hızı aştıysanız ceza yemeniz kaçınılmaz. Ben de hızlı gittiğimi düşündüğüm anlarda bir süre kenara çekip kısa molalar vererek yolculuk süremi uzatıyorum. Böylece hem ceza riski sıfırlanıyor, hem de bir miktar dinlenmiş oluyorsunuz.

Dördüncü yöntem şehir içlerindeki en işlek caddeleri kullanmamaya özen göstermek. Yaşadığım şehirdeki radar noktalarını ezberlemek zaten kolay iş; o caddeyi kullanmayarak önlemimi alırım. Ama bilmediğiniz şehirlerde de eğer iki alternatifiniz varsa, ana yol olmayan alternatifi seçin ve riski azaltın.

Aslında şunu önemle ifade etmem lazım ki trafik cezasından daha büyük bir ceza trafik kazasıdır. Onun için üstteki dört yöntemi bir yandan da kazaları önleme amacıyla yaptığımı düşünüyorum; çünkü yolculuk öncesi güzergahı çalışarak, karşıdan gelen sürücülerin uyarılarını dikkate alarak, nizami molalar vererek ve alternatif yolları dikkate alarak hem cüzdanımı hem de sevdiklerimi koruyorum.

Beşinci ve son yöntem ise dikkatli sürmek ve hız limitlerini aşmamak. Çünkü vergilerin zaten yüksek olduğu cennet vatanımızda bir de trafik cezası yemek durduk yerde kendi kalemize atılan gol ve maddi yük demek.

(İ. Şeker)

Eskicilerin Ne Yaptığını İnceleyin

Ciddi anlamda paraya sıkıştığım bir zamandı. O arada aklıma mükemmel bir fikir geldi. Hepimiz biliriz sokaktan hurda toplayan eskicileri. Bu kişiler el arabası ile sabahtan akşama kadar sokak sokak gezip eski şeyleri toplarlar. Daha sonra da bu topladıkları ürünleri teslim ettikleri bir depo veya dükkanları vardır. İşte o dükkanlardan biri de benim oturduğum binanın girişindeydi; fakat her mahallede böyle bir yer bulabilirsiniz rahatlıkla. Ben bilgisayar işinden anladığım için bilgisayar parçaları olup olmadığını sordum ve ilgili kişi bana deponun dibinde bir yeri gösterdi. Gidip baktım üst üste atılmış pek çok bilgisayar parçasını buraya koymuşlardı. Tabi ki çalışıp çalışmadığına dair bir fikirleri de yoktu. Ben de gözüme kestirdiğim yüksek GB’lı hard disk ve ramler ile ekran kartlarını aldım. Tam tamına 10 farklı parçaya ödediğim fiyat 2 Lira idi.

Daha sonra evdeki eski masaüstü bilgisayarımın kasasını açtım ve bu ürünleri takıp çıkarıp denemeye başladım. 10 tane üründen sadece 3 tanesi çalışır durumdaydı. Çalışmayan 7 ürünü çöpe atıp o çalışan 3 ürünü aldım ve çıkıp çevredeki bilgisayarcıları dolaşmaya başladım. Yarım saat içerisinde o 3 ürünü 220 Liraya sattım. Ürünleri denemem ve satmam toplamda 1 saatimi aldı ve 2 Lirayı 220 Liraya çevirdim.

Söyleyeceğim o ki, siz de eskicilerde bulunan bilgisayar parçalarını veya paraya çevirebileceğiniz farklı ürünleri inceleyerek mükemmel bir gelir kapısı elde edebilirsiniz. Eskicilerdeki ürün yelpazesi genelde çok geniş olduğu için aklınızda olan veya olmayan her türlü malzemeyi onlardan temin edebilir, bu ürünleri kullanarak, veya başka ürüne çevirerek, veya sadece alıp satarak değer yaratabilirsiniz.

Okul İhtiyaçlarınızı Bedava Alın

2008 yılında hukuk fakültesine kayıt oldum. İkinci eğitimim olması nedeniyle üniversite hayatım boyunca dişe dokunur bir burs bulamadım ve Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan aldığım limitli kredi ile hayatımı idame ettirdim. Ekonomik durumum çok iyi olmadığı için de derslere notlardan çalışmakta ve kitapları satın alamamaktaydım. Günün birinde aklıma kitap alamadığımı Başbakanlık İletişim Merkezi’ne yazmak geldi. Sonuç alacağımı beklemeden durumumu anlatan kısa bir başvuruda bulundum.

Üzerinden yaklaşık 1 ay ya geçmiş ya da geçmemişti ki okulun girişindeki duyurular panosunda ismimi gördüm. Dekanlığa çağrılıyordum. Dekan Bey’in yanına çıktım. “Bir başvuruda bulunmuşsun; Başbakanlık bunu bize iletti” dedi. Biraz muhabbet ettikten sonra gerekli bilgileri alıp beni okulun anlaşmalı kırtasiyesine yönlendirdi. Tüm kitaplarımı o kırtasiyeden ücretsiz olarak aldım. Meğer üniversitemiz belli sayıda öğrenciye bu imkanı sağlıyormuş. Yıl boyunca kitapları kullandım. Sonraki yıl da bu kitapları alt dönemden şu an meslektaşım olan bir arkadaşıma ücretsiz olarak verdim. O da bu olaya benim sevindiğim kadar sevinmişti.

Kısacası, eğer bir ihtiyacınız varsa bunu usulüne uygun şekilde ilgili makamlara iletin. Siz üzerinize düşeni yapın, gerisini onlara bırakın. Devlet mekanizması hizmet için var.

(R.K.)

Sabun Deyip Geçmeyin

Kardeşim Diş Hekimliği Fakültesi’nde okuyor. Birçok insanın bildiği üzere eğitim sırasında gayet kaliteli bir marka bir sabunla diş yapıyorlar. Bu eğitim yaklaşık 1-2 sene sürüyor. Sabun kalıplarını oyup şekil vererek dişi ortaya çıkarıyorlar.

Kardeşim bu çalışmalardan sonra artan sabunları ne yapacağını bilemediği için eve getiriyordu. Bir süre sonra fark ettik ki evde yaklaşık 5 kilo sabun birikmiş. Düşündük ne yapacağız bu kadar sabunu diye. El yıkamada kullansak 20 sene kullanırız. Başka ne yapabiliriz diye beyin jimnastiği yaparken aklımıza bir fikir geldi.

Öncelikle gidip 100′lü paketler halinde kına keselerinden aldık, hani şu süslü süslü olanlardan, ve içlerine bu parça sabunları doldurduk. Aldığımız güzel kutulara da bu şirin sabun keselerini koyduk. Her kutuya 10ar adet. Biraz çalışınca ortaya yaklaşık 20 kutu çıktı. Bu sabun keselerini evlerinin, banyolarının, nevresimlerinin veya havlularının mis gibi kokmasını sağlamak için kullansınlar diye her kutuyu 10ar liradan hepimizin bildiği bir alış-satış sitesinde satışa çıkardık. Ama bu kadar başarı beklemiyorduk. Gelen taleplere inanamadık. Belki de görüntünün güzelliği satışlarımızı arttırmıştı. Bu sayede hem atık sabunları değerlendirmiş, hem de insanlara faydalı bir ürün çıkarmıştık. Hatta daha da iyisi, kardeşimin bundan sonraki sabun alışverişlerine kaynak sağlamış oluyorduk.

(İlkay)

Okuduğunuz Yerdeki Ürünleri İnceleyin

Zamanında üniversite öğrencisi iken aileden gönderilen para hemen suyunu çekerdi. Tabii ki ardından da normal olarak eve dönme süreci çok sancılı geçerdi.

Ailem Edirne’de oturuyordu; ben de Çanakkale’de okuyordum. Okuldan eve yol parasını nasıl denkleştireceğimi düşünürken aklıma bir fikir geldi.

Çanakkale’li arkadaşlarımdan birinin ailesinin zeytin ağaçları vardı ve direkt ilk elden zeytinyağı üretimi yapıyorlardı. Bizim Edirne’de çok pahalı olan bu ürünler Çanakkale’de çok daha ucuza alınabiliyor ve memlekette çok rağbet görüyordu.

Parasını memleketten okula geri döndüğümde ödemek üzere anlaşarak arkadaşımdan kutu kutu zeytinyağı aldım ve eve her gidişimde bunları satmaya koyuldum. Başta yol parasını bedavaya getirmek için başlattığım bu aktivite o kadar çok talep görmeye başlamıştı ki üstüne para bile kazanmaya başlamıştım. Çok güzel yıllardı.

Üniversitedeki arkadaşlara tavsiyem; okudukları yerlerdeki yerel ürünleri mutlaka iyi incelemeleri ve bunun yarattığı ticaret potansiyelini es geçmemeleri.

(O.K.)

2 Altın 1 Gümüş Kural

Eskilerin para ile ilgili formülü “Kader, Peder, Kayın Peder” şeklindeydi. Yani “kaderinde varsa paran vardır; pederin zenginse yine paran olabilir; bunlar yoksa o zaman kayın pederini iyi seçeceksin” denirdi.

Şimdi ise devir değişti ve bana göre para kazanmanın iki altın bir de gümüş kuralı var.

Altın kurallar; İyi bir fikir, cesaret.
Gümüş kural ise; Sermaye.

Üçü birden varsa para kazanman daha kolaydır. Ama eğer Gümüş kural yoksa Altın kuralı kullanacaksın. Yani para olmadan da para kazanabilirsin. Yeter ki iyi bir fikrin ve cesaretin olsun.

(B. Aktürk)

Ucuzundan Kiralık

Küçük bir el arabamız vardı dükkanımızın önünde. İşimize yaramadığı zamanlar ben oynardım onunla. Kollarından tutup etrafta dolaşırdım. Bir gün yine dolaşırken bir adam geldi; “Kullanabilir miyim?” diye sordu. Ben de tam bir büyük edasıyla “bedavaya olmaz” dedim. O da ilkin durdu, düşündü, sonra “al bakalım” dedi ve çıkarıp 2 Lira verdi. Bu benim için harika bir paraydı.

Ertesi gün el arabasının üstüne kiralık yazan ağaç bir plaka astım. Birdenbire sanki rüya gibi bir şey oldu. Herkes el arabamızı kiralamak istiyordu. Para yağmaya başlamıştı resmen. Temiz paraydı. Nakitti. Bir süre tıkır tıkır işledi bu iş.

Her rüyanın bir sonu var derler. Bir süre sonra dükkan battı el arabası gitti. Hayatta ilk paramı kazandığım bu iş de burada bitti. Çok üzülmüştüm ama olsun, bir kapı kapandığında bir başkası açılır. Eski güzel günleri anmaksa insanın tüylerini diken diken ediyor.

(Anıl Ç.)

Hiç Bir Şey Çöp Değildir

Merhaba;

Madem ki bu köşede para kazanmak konusundaki fikirlerden ve kendi deneyimlerimizden bahsediliyor; ben de size işe yaramaz ve eski püskü gibi görünen eşyalardan nasıl para kazanılacağını anlatacağım.

Aslında herkesin bir yerlerde atılmış kalmış ve unutulmuş eşyaları vardır değil mi? İşte bu eşyalardan bahsediyorum. Hatta bunlara “eşya” olarak görmediğimiz, bazen “çöp” diye kenara koyduğumuz şeyleri de dahil edelim. Örneğin kitaplarımızı, dergilerimizi, karton kutuları, kağıtları, zarfları, o zarfların üzerindeki pulları, zarf içindeki kartpostalları çöpe atmak yerine evin bodrumunda biriktirmek suretiyle; hem doğaya zarar vermediğimiz gibi, azımsanmayacak kadar da ek bir gelir elde edebiliriz.

İşe yaramaz eşya yoktur ve hiç bir şey çöp değildir. Mesela 20 yıllık bir buzdolabınız mı var? Pancar motoru gibi gürültüyle mi çalışıyor? Biri öylece alıp o şekliyle kullanılabileceği gibi, o buzdolabının bir parçasını yedek parça olarak kullanmak üzere sizden alabilir ve siz de böylece hiç düşünmediğiniz bir gelir elde edersiniz.

Eski kıyafetlerinizi -çok yırtık ve aşırı yıpranmış değillerse ve hala kullanılabilir durumdalarsa- satmayı deneyin. Nasıl mı? İkinci el eşyaların satıldığı pek çok site var. İnternette kısa bir arama yaparsanız eski eşyalarınızı satabileceğiniz bir çok site bulabilirsiniz. Mesela öğrencisiniz; elinizde hiç kullanılmamış kitaplar var. Önce onları ayırın. Sonra uygun fiyatlarla listeleyip satışa çıkarın. Paranız bu şekilde size bumerang gibi geri gelecektir. Bazısının çöpü diğerinin hazinesidir derler. Kullanmadığınız her şey başka birisi için çok değerli olabilir.

Mesela takılar, elektronik aletler, o aletlerin parçaları, mobilyalar, tablolar, çatal-kaşık, çanak-çömlek, motosikletler, hatta otomobiller. Her şeyin ikinci eli var. Sakın hiç bir şeyi çöpe atmayın. Şu an etrafınıza bakın ve sizin kullanmadığınız ama başkasının işine yarayabilecek neler varsa detaylıca inceleyin. Bunların bir listesini yapın. Birer fotoğraflarını çekip ikinci el ürünlerin satışının yapıldığı sitelere yükleyin. Hem onlardan kurtulun, hem birilerinin işine yarasın, hem de siz gelir elde edebilin.

Ben uğraşamam ben yapamam demeyin. Örneğin ben müstakil bir evde yaşıyordum. Bulunduğumuz evimiz yeni bir bina yapılmak için yıkılacaktı. Bahçesinde ağaçlar vardı. Yeni yapılacak ev eskisinden büyük olacağı için ağaçlar kesilecek bina buralara yapılacak diye duyduğumda aklıma hemen bir plan geldi: Bir anda ben bunları kestiririm çuvallara koyarım yakacak olarak satarım diye düşündüm. 30-35 tane ağaç kesilecekti. Kesecek aleti olan birini buldum. Sadece 30TL verdim. O da ağaçları küçük küçük kesip düzenli parçalara ayırdı. Bunları çuvallara doldurdum ve yaklaşık 250-300 çuval odun oldu. Çuvalların tanesini 5-10TL arasında sattım. 30TL yatırım neredeyse 3.000TL gelir getirmişti.

Ardından evdeki benim işime yaramayan ama ticari değerleri olduğunu tahmin ettiğim malzemeleri internet üzerinden satışa çıkardım. Bulunduğum şehirden insanlar bana ulaştı. Onlara sattım. Bunlar pencereler, kapılar, kornişler, korkuluklar, demirler, perde rayları, eski güneş enerjisi panelleri, antenler gibi çeşitli eşyalardı. Yani bunlar belki eskiydi, ama hala senelerce kullanabilirdi. Bunları satarak işine yarayacak kişilere uygun fiyatlarla ulaştırdım ve onları mutlu ettim. Öte yandan da kendime ek gelir yarattım. Dedim ya çevrenize iyi bakın. Gözlem gücü bu işin başlangıç noktası. Kullanılabilecek şeyleri satın; kullanılamayacak şeylerinse içlerindeki parçaları satın. Satılabilecek ne varsa değerlendirin ve ek gelir elde edin. Hiç bir şey çöp değildir.

(E. Kaya)